Neden ayrılık var aşkın cüzünde

Ölümüne sevmek nedenim olsun
Yetmezse bir ömür daha veririm.
Bir kurban istersen, bedenim olsun
Yetmezse bir ömür daha veririm.

Tahammül etmek mi güzüne bile,
İsyankârım sensiz hüzüne bile.
Bakışın, yakışın, yüzüne bile
Yetmezse bir ömür daha veririm.

Dilerim bahtınla var bin yıl yaşa
Bilinmez sevda ne gelmeden başa.
Ben her gün başımı vurup ta taşa
Yetmezse bir ömür daha veririm.

Zordur, anlamaya çalışsan bile
Bir ömür yaşadım hep senin ile.
Sonu hüsran olsun ben bile bile
Yetmezse bir ömür daha veririm.

Önüme koysan da bunca bahane
Bir emel bir hayal var mı, daha ne?
Yalnız gözlerin mi, aşkın şahane
Yetmezse bir ömür daha veririm.

Neden ayrılık var aşkın cüzünde
Bırak benim olsun gamda, hüzünde.
Bir tek manam sensin şu yeryüzünde
Yetmezse bir ömür daha veririm.

Hamit Hayal / Gönen / 02.03.2015

Seni sevmek günah mıydı, suç muydu?

Hayalinle yaşamaya alıştım
Seni sevmek günah mıydı, suç muydu?
Senelerce unutmaya çalıştım
Seni sevmek günah mıydı, suç muydu?

Neden seni bu gönül hiç itmiyor
Bir hüsran bu, acısı hiç bitmiyor.
Bir yorgun yüz hayalimden gitmiyor.
Seni sevmek günah mıydı, suç muydu?

Gönül seni arzu etti ille de,
Hüzün verdin, yaktın beni dille de.
Kahır senden, yediğim her sillede
Seni sevmek günah mıydı, suç muydu?

Sonu gelmez ayrılıklar yazarsın
Bir yangınsın, gönlümde hep azarsın.
Bir mevsimsin, bir bakışsın, nazarsın
Seni sevmek günah mıydı, suç muydu?

Şu anda sen benden daha da yüce
Bense yenilmiş bir gölgeden cüce.
Ben senle kavuşmak isterdim güce,
Seni sevmek günah mıydı, suç muydu?

İsterdim ruhuma sevginle eğil
Gönlünden gönlüme düşür de meyil.
Unut deme sakın, hiç mümkün değil,
Seni sevmek günah mıydı, suç muydu?

Hamit Hayal / Gönen / 28.02.2015

Seni sevmek neden böyle çileli

Seni sevdim ben kendimi bileli
Gönlün engin bakışında sen varsın.
Seni sevmek neden böyle çileli,
Aşkın derin yakışında sen varsın.

Hüzün belki kaybetmek her cengini,
Bu dünyada bilmiyorum dengini.
Hayat sanki senden almış rengini,
Çiçek çiçek nakışında sen varsın.

Kim olursa olsun aşkta seçimin
Düşmanıyım bu tarifsiz biçimin.
Verem oldum, dert dolusu içimin,
Kıvılcımlar çakışında sen varsın.

Burda değil, o hayal hep ilerde
Artık bir hüzünlü şarkı dillerde.
Aşka geçit vermez oldu illerde,
Şu dağların yokuşunda sen varsın.

Seni sevdim ben kendimi bileli
Gönlün engin bakışında sen varsın.
Seni sevmek neden böyle çileli,
Aşkın derin yakışında sen varsın.

Hamit Hayal / Gönen / 27.02.2015

Aşkın mevsiminde solmuş gül sensin

Benim senden başak yok bir hevesim,
Ayrı düşüp özlediğim il sensin.
Hayal perdesine düşmüş bir resim,
Son kelâmım, yüreğimde dil sensin.

Ne aşk kaldı artık ne bir tanem de
Bilmem böyle yakmış mıdır Sanem’de?
Nice sürgün yıllar gönül hanemde,
Çalsın diye beklediğim zil sensin.

Artık bana bir yabancı bu şehir
Aşkım hayal oldu, ümidim tehir.
Gözümde kururken coşkun bir nehir,
Her serabın ardında ki çöl sensin.

Asumanlar gönül denen enginde
Nice fakir yanmış nice zenginde.
Yaram kanar, hasret kızıl renginde,
Aşkın mevsiminde solmuş gül sensin.

Hamit Hayal / Gönen / 25.02.2015

Geldim gidiyorum ben bu şehirden

Sevdan kalsın gözlerimin neminde
Geldim gidiyorum ben bu şehirden.
Bahtımın tükenmiş, yorgun deminde,
Geldim gidiyorum ben bu şehirden.

Sanma ki uzaktım, ıraktım sana
Bir gönül vermiştim, çıraktım sana.
Ne varsa ömrümden, bıraktım sana
Geldim gidiyorum ben bu şehirden.

Anladım manası sensizlik yokun
İnlerim, gönlümde bir tele dokun.
Bir yara bağrımda, kalbimde okun
Geldim gidiyorum ben bu şehirden.

Her dem ki ruhumda bir yara açar
Vurulmuş düşlerde gölgen var, kaçar.
İçimde bir boşluk sen yoksun, naçar
Geldim gidiyorum ben bu şehirden.

Zihnim de bir resim, yüzün burada
Yaşanmış her mevsim, güzün burada.
Sen yoksun ya şimdi hüzün burada
Geldim gidiyorum ben bu şehirden.

Sevdan kalsın gözlerimin neminde
Geldim gidiyorum ben bu şehirden.
Bahtımın tükenmiş, yorgun deminde,
Geldim gidiyorum ben bu şehirden.

Hamit Hayal / Gönen / 19.02.2015

Ben varım özünde, beni hatırla

Hayattan bir nefes aldığın zaman
Her kader cüzünde beni hatırla.
Erilmez bir ufka daldığın zaman,
Ara, yeryüzünde beni hatırla

Ey hicran, içimde bir yel ol este
Ayrılık bahtıma yapılmış beste.
Sevgili, her türkü, şiirde, seste
Sevinçte, hüzünde beni hatırla.

Seninde içinde dert mi var şu an
Her şafak vaktinde hasretle uyan.
Sevdan hayal oldu, bittiyse rüyan
Her veda sözünde beni hatırla.

Ben seni sevmeye buldum da değer
Şu vuslat hiç kolay değilmiş meğer.
Bir günde aklına düşersem eğer
Aşkın her güzünde beni hatırla

Bir sevda düşüne dalalı beri
Yıllar akıp gitti, ne kaldı geri?
Kalbimin hasreti, sevdiğim peri
Ben varım özünde, beni hatırla.

Hamit Hayal / Gönen / 16.02.2015

Takvimden dökülüp, düşerken zaman

Bu dünyada ararken ben izini
Derdim beni içten içe yerken gel.
Kim var çözmüş ayrılığın gizini,
Düş yollara, bir şafaktan erken gel.

Ne insaf eyledin ne verdin aman
Çekmeyen ne bilsin, ayrılık yaman.
Takvimden dökülüp, düşerken zaman
Yüreğimde bunca hasret varken, gel.

Nice fırtınalar koptu özümde
Bir sel oldun, aktın gönül gözümde.
Ben cümlemi bağlarken son sözümde
Durma artık bir sevgili, yarken gel.

Bu kadar vefasız değildir taşlar
Seninle biter gün, seninle başlar.
Anla artık hicran gözümde yaşlar.
Son nefeste, “Ah sevgili”; Derken gel

Hamit Hayal, Gönen / 14.02.2015

Vefasız sevgiliden kalan yılları andım

Ben bu sahilde sessiz anılarla baş başa,
Vefasız sevgiliden kalan yılları andım.
Anılara sığındım, bazen bir damla yaşa,
Sanki hiç yaşanmamış yalan yılları andım.

Sadece bir yaradır boş ellerimde hüzün
Çırpınan yüreğimde senden bir katre özün.
Bu son akşam ufkumda batıp giderken yüzün
Benden anılarımı çalan yılları andım.

Neden bizi ağlatır aman vermeyen kader,
Neden giden gelmiyor, neden onu el eder?
Bir gönül yarasından değil yalnız bu keder
Nice zalim ellerde talan yılları andım.

Bu sahilde yaşarken her köşede bir anım.
Görülmez gölgelerle sarılmış da dört yanım
Veda ederken aşkım nasıl yanmasın canım
Ümit ve emelimi alan yılları andım.

Ayrılığın ufkuna dalıp gider gözlerim
Kalbim isyanla bitap, sitem dolu sözlerim.
Yalnız, sensiz ve sessiz hayal eder, özlerim
Şimdi derin uykuya dalan yılları andım.

Hamit Hayal / Gönen / 07.05.2011

Öleceğim hiç gelmez mi aklına?

Ben seni sevdiysem yüce dağları
Deleceğim hiç gelmez mi aklına?
Ömrümün bitmeden engin çağları,
Geleceğim hiç gelmez mi aklına?

Destan olsan bu âlemi bürüsen,
Bensiz bir esrara dalıp, yürüsen;
Yüreğinde bir hasretle çürüsen
Bileceğim hiç gelmez mi aklına?

Benim için eğme yere başını
Kaldırırım yolundan her taşını.
Yağmur etsen gözünde ki yaşını
Sileceğim hiç gelmez mi aklına?

Hangi ümit doldurmada dünyanı
Okumak zor gönlünde ki hülyanı.
Derin uykularda sonsuz rüyanı
Böleceğim hiç gelmez mi aklına?

Zihnim yine nice hayal kuracak
Hasretim var yüreğimde vuracak.
Anla artık bir gün zaman duracak
Öleceğim hiç gelmez mi aklına?

Hamit Hayal / 05.08. 2013

Aşkın son mevsimi hüzün içimde

Seni sevdim bir tarifsiz biçimde,
Ak düştü saçıma, biliyor musun?
Aşkın son mevsimi hüzün içimde
Ak düştü saçıma, biliyor musun?

Ne sensiz oluyor sevdam ne Onsuz,
Neden bir tadımlık, değil de sonsuz.
Her rengi güz değdi sevdamın tonsuz
Ak düştü saçıma, biliyor musun?

Şimdi bir virane gönül denen han,
Sen varken bir mana taşırmış cihan.
Ey kördüğüm olmuş, çözülmez nihan
Ak düştü saçıma, biliyor musun?

İdrakim kalmadı, bitti izanda
Say ki tutkularım ibretlik zanda.
Ben seni hep beklerken bir mizanda
Ak düştü saçıma, biliyor musun?

Hazırdı kalbim her verdiğin emre
Bir kırık aşkta bu belki son cemre.
Hasretler sığdırdım tadımlık ömre
Ak düştü saçıma, biliyor musun?

Ne zamanda varsın ne bir zeminde
Bir sel misin, hangi gözün neminde?
Beklerken ömrün bu en son deminde
Ak düştü saçıma, biliyor musun?

Hamit Hayal / Gönen / 11.02.2015

Bir derin bakışın yeterdi bize

Sanma ki bir ömür istedim senden
Bir derin bakışın yeterdi bize.
Bahar senin olsun, hicransız yazda,
Bir gönül yakışın yeterdi bize.

Artık duygular kör, acılar ağır
Vicdanın körelmiş, kulağın sağır.
Hayale dal her dem, bir düşte çağır
Kıvılcım çakışın yeterdi bize.

Dünyada nerede olursan ol da,
Bir hasret düşünde, bir uzun yolda.
Ümit ver sevgili, kalbime dol da,
Gözümden akışın yeterdi bize.

İsterdim çileme ver de bir ayar
Bana hicranları layık gören yar.
Her gece gönlümden bir yıldız kayar,
Kızıl gül takışın yeterdi bize.

Hamit Hayal / Gönen / 09.02.2015

Bin hasret dindirir bir derin bakış

Zaman ömrümüzü ana düşürdü
Sen sevgili, sevmek nedir bilseydin.
Ne kalp yanar ne de gönül üşürdü.
Sen sevgili, sevmek nedir bilseydin

Her hükmün altına bir mühür basan
Senin bu dünyada yok mu bir tasan?
Ne kanun kalırdı ne gaddar yasan
Sen sevgili, sevmek nedir bilseydin

İster miyim sen ol özümden düşen
Anılmaz bir daha sözümden düşen.
Sen olmazdın bir gün gözümden düşen
Sen sevgili, sevmek nedir bilseydin.

Düşün ki bu adı sen olan şehir
Her gece bir kâbus her günü zehir.
Sorardın gözümde neden bu nehir
Sen sevgili, sevmek nedir bilseydin.

Neden burda değil neden orda sen
Sevdin ve kaldın mı bir gün zorda sen?
Alevde olmazdın, yakan korda sen,
Sen sevgili, sevmek nedir bilseydin

Hüzün dolu gözden her katre akış
Derdimiz kördüğüm, çilemiz nakış.
Bin hasret dindirir bir derin bakış
Sen sevgili, sevmek nedir bilseydin.

Hamit Hayal / Gönen / 08.02.2015

Anlar mıydın desem dön yeni baştan

Dert misali hasret yüklü içimden,
Ey sevgili, neden hiçbir farkın yok?
Sana benzer alevde her biçimden,
Ey sevgili neden hiçbir farkın yok?

Belki düştüm gözündeki yerimden
Senden geçmem geçerim de serimden.
Bir yalansan sen sevdiğim perimden
Ey sevgili, neden hiçbir farkın yok?

Hüzün döndü durdu gönül çarkımda
Uzak mıydım, hiç olmadın farkımda?
Gül ağlatır, hicran dolu şarkımda
Ey sevgili, neden hiçbir farkın yok?

Çekiyorum, şu aşk denen talimden
Çağlar geçti, hiç bilmedin halimden.
Keşke bilsem, bir vefasız, zalimden
Ey sevgili, neden hiçbir farkın yok?

Titreyen dudaktan, dökülen yaştan,
Anlar mıydın desem dön yeni baştan.
Sonunda gördüm ki bir kara taştan,
Ey sevgili, neden hiçbir farkın yok?

Hamit Hayal / Gönen / 07.02.2015

Çal kapımı gir içeri; “Geldim”, de

Bahar bitti, ömrümüzde yazda yok,
Hicran dolu gözyaşımı sil yeter.
Tel titremez, artık çalan sazda yok
Gel bu aşkı anlat bana, dil yeter.

Geçti her çağ, aktı gitti yaşımda
Hüzün her gün döndü durdu başımda.
Varsın garip yazsın mezar taşımda
Sana olan sevdamı sen bil yeter.

Ne gün doğdu yüreğime ne değdin,
Hem sultandın hasretime hem beydin.
Bir zamansız yel mi vurdu, baş eğdin
Ben ağlayım, sen bahtınca gül yeter.

Çal kapımı gir içeri; “Geldim”, de
“Bende Ferhat gibi dağlar deldim”, de.
Uzaktaydım, bir zamanlar; “Eldim”, de
Ateş düştü yüreğime, kül yeter.

Hamit Hayal / Gönen / 06.02.2015

Sabahı olmayan hüzün geceler

Kasveti içimden gitmez bir akşam,
Sanki bir hazandan güzün geceler.
Ömrün bu deminde bitmez bir akşam,
Sabahı olmayan hüzün geceler..

Bir sevdamız vardı, yılları alan,
Hâlâ bilmiyorum geri ne kalan.
Bir serap ne ise öyle bir yalan,
Dudaktan dökülen sözün geceler.

Ne gelir uzaktan ne gider biri,
Kalmasın alnımda bir günah kiri.
Keşke hiç solmasa, kalsa hep diri,
Sanki bir cemalden yüzün geceler.

Varsa bir tarifi, bilmem ki nasıl,
Bende olabilsem bir kalbe vasıl.
Ne sevmek yetiyor ne vuslat asıl,
Gönül bağlarımı çözün geceler.

Yanmaktan öte ne aşk bana göre.
Aşkın kanunu mu, sevmek mi töre?
Daldım da karşımda şu aciz köre,
Bir perde inmişte, gözün geceler.

İlk defa ben miyim, sevdadan bıkan,
Şu garip dünyamı sen olma yıkan.
Hayali bir yol say, hep sana çıkan,
Bir meçhul hikâye özün geceler.

Hamit Hayal / Gönen / 05.02.2015

Geriye sadece bir düş kalıyor

Peşine düşünce nice hülyanın,
Sandım ki bir ömür hep hoş kalıyor.
Hâlâ bir meçhuldür, neden dünyanın,
Bir yanı karanlık, hep loş kalıyor?

Bir ömrü ben feda ettiğim biri,
Ruhunca ölmüştür, bedenen diri.
Sevince yüreği gölgemden iri,
İçimde bir yorgun sarhoş kalıyor.

Peşinden koştuğum bunca sevinçte,
Ne güman kalıyor ne ümit içte.
Bir yabancı gibi belki bir hiçte,
İnsanın elleri bomboş kalıyor.

Bu aşkın kaderi yazılmış, nesir,
Bir kudret yetmiyor, etmiyor tesir.
Ben seni beklemek vaktinde esir,
Geriye sadece bir düş kalıyor.

Hamit Hayal / Gönen / 04.02.2015

Ne varsa geçecek aşk, ihtirasta

Bir araya gelmez bil iki yakan,
Manayım, sözünde ben olacağım.
Aklına düştükçe sel olup akan,
Her damla gözünde ben olacağım.

Bir sahibi vardır varlık ve hiçin
Allah katındadır neden ve niçin.
Aklına düştükçe yanacak için,
Çilenim, özünde ben olacağım.

Hakikat ne ise siz ona tapın,
Bir halden anlar mı yüreğin, yapın?
Ne kaldı geriye, bir gönül kapın,
Ve alın yazında ben olacağım.

Kalplere düşer ya, bir heves gibi,
Alınan, verilen bir nefes gibi.
Çevrende pervane, bir kafes gibi,
Sevinç ve hüzünde ben olacağım.

Ne varsa geçecek aşk, ihtirasta,
Kaçırma elinden, bırakma rasta.
Muhakkak kaderdir hicranda, yasta,
Hazanda, güzünde ben olacağım.

Ve kime sorarsan sor, orda benim
Nereye gidersen git, orda benim.
Ateşte, alevde, her korda benim,
Kışında, yazında ben olacağım.

Hamit Hayal / Gönen / 03.02.2015

Bana; “Hasretin ne?”; Diye sordular

Yeni bir cihan bu, yeni ordular,
“Son şafak vaktine giriliş” dedim;
Bana; Hasretin ne?“ diye sordular,
Ben; “Bu millet ile diriliş” dedim.

İmanın düştüğü yerde küfr arsız,
Çağlarım zayolmuş, asırlar kârsız;
Neyleyim dünyayı sevgisiz, yarsız,
Küskün gönüllere; “Eriliş” dedim.

Allah kelamından öte ne ilke,
Ehl-i iman ile mamur bir ülke.
Elbet yakışırdı adalet mülke,
“Haklıya hakkınca veriliş” dedim.

Allah’ı bir bilmek, teslimiyet şan,
Secdemden iz olsun alnımda nişan.
Mürşid-i kâmilim Nebiy-i Zişan,
“Yolunda bir mümin görülüş” dedim.

İman bir bağlanış, züht ile akın,
Maziyi hayal et, Allah’a yakın.
Gönlüne bir keder düşmesin sakın,
“Sökülürse farzdır örülüş” dedim.

Bir hakikat değil elbette zahir,
Talih mi ters döndü, küfür mü mahir?
Hangi mümin vardır çekmesin kahir,
“Bir hicrete döner sürülüş” dedim.

Bir muhteşem zaman ile yine ben,
Devletimden ferman diye sine ben,
Ruh ve beden siper ettim dine ben,
“Kader her defter de dürülüş” dedim.

Hamit Hayal / Gönen / 28. 02. 2014

Nasıl sever insan yalan birini?

Yıllardır kanayıp dururken içte
Nasıl sever insan kalan birini?
Bir hayalden öte, belki bir hiçte
Nasıl sever insan yalan birini?

Nice ümidimi, hülyamı benden,
Gönül sığınağım rüyamı benden;
Bir virane edip dünyamı benden,
Nasıl sever insan çalan birini?

Dert bitti diyorum, yeniden başlar,
Demek ki gelmiyor imana taşlar.
Sonunda kahredip gözümden yaşlar,
Nasıl sever insan salan birini?

Uyuruz toprakta koyun koyuna,
Ben zaten meftunum selvi boyuna.
Hakikat var iken bir boş oyuna,
Nasıl sever insan dalan birini?

Sultanlar inletti, ağlattı şahı,
Nasıl sevdi gönül bilmem ki mahı.
Bir gün sorulacak varken bin ahı,
Nasıl sever insan alan birini?

Hamit Hayal / Gönen / 30.01.2015

Bir vefasız zamana yazıldı yine adım

Bir şafakta Bursa’nın yolarına düşmüşüm,
Sanki zamandan öte çağlar var, aşıyorum.
Bekleyen bir kaderin kollarına düşmüşüm,
İçimde bir yorgunluk, küskünlük taşıyorum.

Akıp giden yıllarda yaralayıp düşümü,
Beni neden kadere küskün etti bu şehir?
Ben Bursa’dan almışım bu sarhoşluk ünümü,
Bir karar demindeyim, artık yetti bu şehir.

İhtişamın en eski yıllarından bir yapı,
Haysiyet ve onurun çatısında bir gurur.
Bursa esir gönlünden düne açmış bir kapı,
Gök kubbenin altında derin bir tarih durur.

Açılmış bir kucakta kara yazılı günler,
Tadılmış bir zamanın en eski adı acı;
Payitaht düştü burada, burada azılı günler,
Hâlâ bir meçhuldedir Sultan Orhan’ın tacı.

Yorgun zamanlarını bir tarihçi gözüyle.
Burada kalktı göğe ve burada düştü baş;
Yazmak bana farz artık Edebali sözüyle,
Bütün zamanlarını kucaklayan bengi taş.

Muhakkak coğrafyamda han bu ezeli belde,
Bir şafaktan az sonra doğacak güneş, yakın.
Yeni bir fethe meftun bekler ya başka elde.
Biliyorum daha dün düşmüştü en son akın.

Bu şehirde yeni bir kutlu zaman başlıyor,
Karşımda mazisini baş tacı eden Bursa.
Asırlar sonrasında yeni bir an başlıyor,
Gülleri meftun etmiş kendine neden Bursa?

Ulu Camide şimdi sabah zamanı, ezan,
Muazzez bir erenin kabul görmüş niyazı.
Bursa’nın tarihinde akıl, idrak ve izan,
Sonbaharı bir başka, bir başka Bursa yazı.

Asırlar öncesinden gölge düşmüş yüzünde,
Bir var olma sevdası dönmede aşka gördüm.
Kaç yıl kalırsa kalsın Bursa gönlün hüzünde,
Tarihin akışını bu sefer başka gördüm.

Bursa kapılarında yorgun bir dağı aşmak,
Zaten her uyanış bir sona ermiş rüyadan.
Bursa da bir zamana koşan bir çağı aşmak,
Paylaşmak bir sevinci, sonu gelmez hülyadan.

Yüreğimi keşfettim, verdi de bana beni,
Osman’ın rüyasından aşk okulu bu şehir.
Bir zaman aynasında verdi de bana beni.
Bursa’yı seviyorum, gül kokulu bu şehir,

Burda yazarken dünü suskun tarih çağrısı,
Muhakkak bir kadere kapı açacaktır Hak.
Çoğunca hissederim bir sarhoşluk ağrısı,
Bursa kapılarına dayanmışım, yüzüm ak.

Nihayet Bursa’dayım, düşlediğim bir çağda,
Uzak Asya’dan gelen her kervana bir selâm.
Timur henüz düşmedi, yıldırım coşkun, sağda,
Süleyman Çelebiden mevlit dillerde kelâm.

Şimdi ben kaderime kapın açmış bir handa,
Dünden kalan çağların seyrine dalacağım.
Bursa bir aşkın şehri, mülk-i İslâm cihanda,
Belki mesut bahtımla baş başa kalacağım.

Artık verecek Bursa aklaşan müjdesini,
Çok yıllar öncesinden beklediğim bir yüzün.
Bir gün tarih yazmalı yaklaşan müjdesini,
Bursa’da bırakmıştı kalbime aşk bir hüzün.

Bütün rüyalarımda bu şehirde kalbim boş,
Bursa’da dide destan kalbimi yakan güzel.
Yıllardır Bursa yorgun, ben ezeli bir sarhoş,
Bir vefasız, gelmedi gözümden akan güzel.

Hasrete verdin beni, ayrılıkla yarıştın,
Ey vefasız sevgili, kalbin döndü de taşa.
Gözyaşlarımdan aktın, rüzgârlara karıştın,
Ben yine sensiz kaldım yollar ile baş başa.

Bir vefasız zamana yazıldı yine adım,
Çağların değiştiği bir anda şimdi Bursa.
Arkamda bırakırken, yaşansa da bir tadım,
Bekliyor yine bir gün bu handa beni Bursa,

Ben dün ile bugünü ayıran bir eşikte,
Gözyaşıma ak diyor tutulduğum hıçkırık.
Bir sevgili büyüttüm tarih denen beşikte,
Bursa’dan dönüyorum küskün ve kalbim kırık.

Hamit Hayal / Gönen / 26.07.2013

Ey gönlün çizgisi, ey aşkın yolu

Kader mi yazgı mı, adı her neyse,
Bir tadım mutluluk, belki bir içim;
Kızıl dudağından bir rüzgâr değse,
Kavrulur bir sonsuz acıyla içim.

Senle geçti ömür, hep senin ile,
Kalbimde varlığın bir arsız çile.
Her şeyi zamana bıraksam bile,
İlle sensin sevdam, yok başka seçim

Hüzün ötesinden üflendi bir ney,
Gel ne ağlat beni ne kalbime değ.
Çözülmez bir sırra döndü de her şey.
Yalnızım köşemde, şimdi bir hiçim.

Ayrılık bir yangın, işler özümde,
Yağmurlar sel oldu, coştu gözümde.
Umudum kalmadı, yok bir çözümde,
Hala bilmiyorum, sevmek mi suçum.

Sanki bir kadehten içtim de dolu;
Sarhoştum, oynadım ben aşkta rolü.
Ey gönlün çizgisi, ey aşkın yolu,
Başıma kar yağdı, ağardı saçım.

Hamit Hayal / Gönen / 24. 01. 2015

Artık biliyorum, bir taşa sözüm

Ömür geldi geçti bir boş rüyada,
Hancıdan usandım, handan usandım.
Yordun beni şu üç günlük dünyada,
Canandan usandım, candan usandım.

Hakikat olmadın, sevsem ne sefa,
Sevmek yürek ister aşk bin bir cefa.
Anladım dünyada yok imiş vefa,
Sultandan usandım, handan usandım.

Gönül itaatte, kalp boyun eğer,
Ben senin gözünde bir hiçsem eğer;
Bin yıl ömrüm olsa ki neye değer,
Zamandan usandım, andan usandım.

Taç olmaz ehlince bir başa sözüm,
Gam kasavet çekme, var yaşa sözüm;
Artık biliyorum bir taşa sözüm,
Gıybetten usandım, zandan usandım.

Günüm sadet verir, gülerdi gecem,
Aşkın kitabında sendin baş hecem.
Dilden dile düştün artık sen ecem,
Şöhretten usandım, şandan usandım.

Bu ayrılık aramızda perde mi,
Bir gölgesin göklerde mi, yerde mi?
Bundan sonra hüzün verir her demi,
Başından usandım, sondan usandım.

Hamit Hayal / Gönen / 21.01.2015

Gözünden bir damla yaş mı düşerdi?

Ayrılığa koşan bir sel misali,
Önüne eğilir, baş mı düşerdi?
Desem ki hayal bu aşkın visali,
Gönül duvarından taş mı düşerdi?

Bir başka peri bu, sen değil yüzün,
Belki de sahtedir kalbinde hüzün.
Küskün bir sonbahar, yaralı güzün,
Ardından gönlüne kış mı düşerdi?

Kaderimde işar senin, im senin,
Özlediğin, inlediğin kim senin;
Aklına, meçhulü bunca kimsenin,
Kanadı kırık bir kuş mu düşerdi?

Aşkın çıkmazında bir bende eden,
Sen bende ruh isen, ben sende beden.
Aradan sır kalkar, kalmazsa neden,
Benden yana sana iş mi düşerdi?

Ömrümü yemeye dönüyor çarkın,
Zaten bir düşmandan kalmadı farkın.
“Ankara Rüzgârı”, olsaydı şarkın,
Gözünden bir damla yaş mı düşerdi?

Hamit Hayal / Gönen / 11.01.2014

Çevrende pervane hep boşa döndüm

Bunca yıl var gözlerimden akışın,
Gönül ırmağında bir yaşa döndüm.
Aklımdan çıkmıyor beni yakışın,
Sonunu yaşarken hep başa döndüm

İstedim ömrümce kuşat beni sar,
Varlığım armağan, ruhumda ısrar;
Sevgilim sürse de bin yıl bu esrar,
Yenildim, yeniden savaşa döndüm.

Özümde okunmuş hasret var derde,
Rüzgâr fısıldamaz efsun bu yerde.
Yaşandı oyunum, indi son perde,
İlhamım tükendi, bir taşa döndüm.

Erilmez menziller, eğilmez dağlar,
İçimde çözüşmez kördüğüm bağlar;
Son demi ömrümün, hazan bu çağlar,
Sanki bir ummanda sarhoşa döndüm.

Bu dünya değirmen, şu zaman elek,
Yakamdan düşmedi kudretin felek.
Şimdi düşlerimde bir süslü melek,
Çevrende pervane hep boşa döndüm.

Hamit Hayal-Gönene:25.03.2007

Yorgun kanatlarıyla uçup gitti son kuşlar

Ayrılık var bahtında, artık ümidi bırak.
Kim anlar gözlerinin sele dönen neminden.
Elinden tuttuğun aşk yıldızlar kadar ırak,
Ne kaldı gençliğinin gelip geçen deminden.

Kader ikna edecek, kanacak belki özün,
Esirsin bir rüyada, bağlatan olmayacak.
Bir çıkmazda daha da yanacak bilki özün,
Ondan başka gönlünü ağlatan olmayacak.

Gönül duvarımda ki resmin hâlâ yerinde,
Aşkın son perdesinde ve asla inmeyecek.
Yakan elâ gözlerin bir ömür değerinde,
İçimde ki fırtına sensiz hiç dinmeyecek.

Ayrılık şiirleri yazdıysam, hasretinden,
İçimde yıkılamaz bir sessiz dünya ördüm.
Yıllar yılı kederle yandıysam hasretinden,
En güzel rüyaları hep dönmen için gördüm.

Ümraniye ye bir sor hâlâ arar, ağlarım,
Ayrılık beşiğinde büyüttüğüm bebeğim.
Hüzünlü sokaklarda geçti sensiz çağlarım,
Ey benim prensesim, çalınmış kelebeğim.

Hülyalı şarkıların yerini almış ağıt,
Bir yangının külünden âlâ niran besteler.
Mektuplarına daldım, hepsi birer boş kâğıt,
Aşkın solmuş gülünden hâlâ hicran besteler.

Aslında benimlesin daldığım her rüya da,
Yandım her eleminle derinden için için.
Bir çözen olmuş mudur sırrını bu dünya da,
Ah Asuman! Kederim, ayrılık neden, niçin?

Gecikmiş seherlerin böldüğü boş rüyamda,
Biterken adım adım artık bu son yokuşlar.
Bir ölüm sessizliği hâlâ sarhoş dünyam da,
Yorgun kanatlarıyla uçup gitti son kuşlar.

Hamit Hayal / Gönen / 18.04.2013

Dünyaya bağlandım, sen varsın diye

Seni bengi taşa kazmak isterdim,
Bende hüsran dolu bir iç mi kalsın?
Öfkemi bir çağa yazmak isterdim,
Bu aşktan geriye bir hiç mi kalsın?

Her şey beni yakan bir ah misali,
Sensin pişmanlığım, bir vah misali;
Aşkını kaybetmiş bir şah misali,
Geriye taht ile bir taç mı kalsın?

Nice gönül yakan bir zor perisin,
Bir başka âlemden, burdan berisin.
Fakat neden hala yolda gerisin,
Menzilden menzile bir göç mü kalsın?

Ne bu alev yaksın, ne sarsın diye,
Dünyaya bağlandım, sen varsın diye.
Hep sustum bir ömür ağlarsın diye,
Alınmayı bekler bir öç mü kalsın?

Kalbinde bir yerim olmadıysa yan,
Günahım pek sabit, suçum mu ayan?
Uyan bu gafletten sevgilim uyan,
Ardımda zulmeden bir güç mü kalsın?

Öyle bir sevda ki, ağır bir şelek,
Dostum haset etti, kıskandı felek.
Yaptığın bu zulüm ey süslü melek,
Üstümde bir leke, bir suç mu kalsın?

Kırık bir testiden içerken suyu,
Gözlerin içine düştüğüm kuyu.
Sen benim zihnimde var bin yıl uyu,
Yüreğim sevgine hep aç mı kalsın?

Hamit Hayal / Gönen / 29.09.2014

Kaderi bahtımdan oku Asuman

Aşkı ilmek ilmek doku Asuman,
Şafağı sökmeyen geceyle yazdım.
Kaderi bahtımdan oku Asuman,
Sözler kifayetsiz, heceyle yazdım.

Ölümdür saati aşkın durdu mu,
Ayrılık sevdanın keskin kurdu mu?
Gönlünde ararken sevda yurdumu,
Ölüm fermanımı eceyle yazdım

Esirim zihnimde garip zanlara,
Biliyorum, hasret kıyar canlara.
Katlandım bir ömür sensiz anlara.
Bülbülce çilemi gülceyle yazdım.

İstersen kül eyle, ateşlerde yak,
Ne kaldı geriye, bir virane bak.
Gönlümde hüzünsün, saçlarımda ak,
Ben derdi bin garip niceyle yazdım.

Düşün ve idrak et, bu aşkı anla,
Bir ümitle başlar, biter hicranla,
Kalp ile meylettim, bağlandım canla,
Bu aşkı ebedden önceyle yazdım.

Hamit Hayal /Gönen / 28 Şubat 2013

Sensin benim düşlerime kattığım

Sırılsıklam bir sevdayla battığım,
Aklımda hep sensin, İzmir güzeli.
Sensin benim düşlerime kattığım,
Hep böyle şuh şensin, İzmir güzeli.

Aradığım mutluluklar dünyası,
Seni sevmek en güzel aşk rüyası.
Şu gönlümün eksik olmaz hülyası,
Sana âşık densin, İzmir güzeli.

Bir aşk ki bu, ilme ilmek ördüğüm.
Nere baksam orda sensin gördüğüm.
İçimdeki tutkun yollar kördüğüm,
Gel bu hasret dinsin, İzmir güzeli.

Ne gurum kaldı bende ne vakar,
Gönül inler, yürek sızlar, göz akar.
Hep böylemi aşklar hüzün ve yakar,
Zor bu alev, sönsün, İzmir güzeli.

Ne tat kaldı hayatımda ne hoşluk,
Yüreğimde hiç dolmayan bir boşluk.
Sığındığım tek limandı sarhoşluk,
Bırak başım dönsün, İzmir güzeli.

Hmit Hayal / Gönen / 15.01.2015

O karlı bir dağda yel oldu gitti

İçimden diyor ki bir ses; “Arama”
O karlı bir dağda yel oldu gitti.
Nasıl bir hüzün ki değer yarama,
Giden hiç dönmüyor, el oldu gitti.

Nerde kavl-i karar verip, sözlenen,
Neden dönmez şu yolları gözlenen?
Bu dünyada her kim varsa özlenen,
Bir ömür gözümden sel oldu gitti.

Sevda yüreğimde saplı bir kargı,
Aşkın her hükmünce tutmuyor sargı.
Sonunda kaderden imiş ki yargı,
Aslı Han misali kül oldu gitti.

Tükendi, diyecek sözüm kalmadı,
Yorgunum, bahtiyar özüm kalmadı;
Ayrılıktan başka çözüm kalmadı,
Ağladım, gözyaşım göl oldu gitti.

Göklerde yas tutsun, ağlasın cihan,
Değişmez bu hüküm kaderden nihan.
Benim gönlüm yıkık, bir virane han,
Leylasız Mecnuna çöl oldu gitti.

Hamit Hayal / Gönen / 11.01.2015

İtaat et nefsim

Edeptir insanda özü kulluğun,
Ahitçe Rabbine itaat et nefsim.
Bir hüccettir bağlar sözü kulluğun,
Zahitçe Rabbine itaat et nefsim.

Sana düşen itaattir zarifçe,
Allah dostu kul misali, arifçe;
Kaderin hükmüdür bağlar tarifçe,
Cahit’çe Rabbine itaat et nefsim.

İnle yüreğinden, ağla göz ile,
Kalbinle hatırla, zikret söz ile;
Kula düşen secde etmek öz ile.
Nahit’çe Rabbine itaat et nefsim.

Zikir mi ürettin bir ulu cemde?
Kudretler tükendi fakir hecemde,
Saat dönmededir, sen hangi demde,
Vahit’çe Rabbine itaat et nefsim.

İnsanın bir kara topraktır aslı,
Ömür biter, başlar ölümün faslı.
Boynun bükük olsun, yüreğin yaslı,
Şahitçe rabbine itaat et nefsim.

Hamit HAYAL / Gönen / 25. 11.2011

Bir ecel var beni yakan bir ölüm

Benim başka bir dünyam var içimde,
Biliyorsun peri kızı orda sen;
Ayrılığı bana sonsuz biçimde,
Diliyorsun peri kızı orda sen.

Kimi sevsem kalbimde bir üşüme,
Katıl benim bir ömürlük düşüme.
Aşkın hançer, saplanmış ta döşüme,
Gülüyorsun peri kızı orda sen.

Ayrılıklar buluyor hep, bizimi,
Sana açtım çözülmedik gizimi.
Sevdim dedim kalbindeki izimi,
Siliyorsun peri kızı orda sen.

İsterdim ki kabrime bir gül bırak,
Aramızda bir zaman var, yol ırak.
Neden hüzün neden böyle hep firak,
Çiliyorsun peri kızı orda sen?

Yüce Allah hak bildiğim ulyamı,
Bir hakikat kılsın derken hülyamı;
En sonunda gördüğüm her rüyamı
Bölüyorsun peri kızı orda sen.

Bilmiyorum bu hikâye kaç bölüm,
Bu serabın arkasında son çölüm.
Bir ecel var beni yakan bir ölüm,
Ölüyorsun peri kızı orda sen.

Hamit Hayal / Gönen / 06.01.2015

Elem çeksin gönül bende zahiri

Ben bu hayat denen engin akışta,
Her andan ders almak gerek, öğrendim.
Kördüğümler çözülmez bir bakışta,
Bir kapıyı çalmak gerek, öğrendim.

Baki kalır sandığımız şu dünya,
Aşk uğrunda yandığımız şu dünya;
Boş bir hayal kandığımız şu dünya,
Manada kök salmak gerek, öğrendim.

Bir araya gelmez iki yakamı,
Çile mevhum, ağlamak bir vakamı?
En yücesi insan olmak makamı,
Bir gönülde kalmak gerek, öğrendim.

İnsan kendi ezelince ebedi,
Öyle haller var ki soylu ve bedi;
Sevmek derim aşkın yüce mabedi.
Bir ummana dalmak gerek, öğrendim.

Elem çeksin gönül bende zahiri,
Bilmek gerek hasret denen kahiri.
Ömür bin yıl sürse ölüm ahiri,
Vakte hazır olmak gerek, öğrendim.

Hamit Hayal / Gönen / 05.01.2015

Aşkta o son deme varılmadan gel

Artık gönlünüzü gerçeğe açın,
Bir gün sende sevdiğimi anlarsın.
Kar yağar başına, ağarır saçın,
Bir gün sende sevdiğimi anlarsın.

Ne kadar tutulur hisler kafeste,
Yılların ardında geçer heveste.
Dilerim sevdiğim en son nefeste,
Bir gün sende sevdiğimi anlarsın.

Anla artık, rüyalarda güzelsin,
Keşke bilsen kimin için özelsin.
Seni sevdim, ruhumdaki ezelsin,
Bir gün sende sevdiğimi anlarsın.

Sığınma ayrılık kusan geceye,
Her demi bin hasret pusan geceye;
Dalıp ta gözlerin susan geceye,
Bir gün sende sevdiğimi anlarsın.

Kör bahtıma hüküm diye astığın,
Bir mührün var, hislerimi sarstığın.
Hiç gam çekme, ıslanınca yastığın,
Bir gün sende sevdiğimi anlarsın.

Aşkta o son deme varılmadan gel,
Simsiyah bir hüzne sarılmadan gel;
Yüreğim küsmeden, darılmadan gel
Bir gün sende sevdiğimi anlarsın.

Hamit Hayal / Gönen / 04.01.2015

Kızıl dudağına bir gül mü değdi

Hasretler olsaydı keşke bir anlık,
Yakıyor ne yaman seni beklerken.
Neden hep gördüğüm düşler karanlık,
Vermiyor bir aman seni beklerken.

Uğraştırdın beni tarifsiz şeyle,
Ben hüzün deminde, sen gönül eyle,
Ağlaştık yoldaşım bir garip neyle.
Aktı gitti zaman seni beklerken.

Gönlüm hasret duyar, zihin anardı,
Sen bilmezsin yüreğim hep kanardı.
İçim bir alevden durmaz yanardı,
Yangında bir saman, seni beklerken.

Gönlünde bir yere yazılsa adım,
Hiç geri gelmezdi attığım adım,
İnan ki sevgili senden bir tadım,
Bendim sevgi uman seni beklerken.

Kızıl dudağına bir gül mü değdi,
Hâlâ bilmiyorum, hüzün mü neydi.
Kapındaki gölge hep Hayal Bey’di,
Başımda bir duman seni beklerken.

Hamit Hayal / Gönen / 02.01.2015

Bu sene bambaşka bir düşün olsun

Bir yalancı bahar diyorum aşka,
Sen bende tükenmiş ruhu gör asıl.
Zihnimde kurgun bir hayalden başka,
Hasretin ömrümden bir yorgun fasıl.

Ne kalacak uyandığım rüyadan,
Ayrılık zor, hasret başka biçimde.
Senin için vazgeçmişim dünyadan,
Hiç sönmeyen bir alev var içimde.

Yalan değil hicranlarla dolduğum,
Sen olmasan hayat zaten bir boşluk.
Meçhul değil neden mecnun olduğum,
Bir hüzündür kalbimdeki sarhoşluk.

Dilerim benimle yan, benle üşü,
Gözümde o sonsuz ziya sönmeden.
Neyleyim varlığın olmayan düşü,
Bu aşkta umut yok, bahtım dönmeden,

Yüzünde o eşsiz gülüşün olsun,
Nice sonsuz sadet dolsun bu şehir.
Bu sene bambaşka bir düşün olsun,
Seninle bahtiyar olsun bu şehir.

Bir yalancı bahar diyorum aşka,
Sen bende tükenmiş ruhu gör asıl.
Zihnimde kurgun bir hayalden başka,
Hasretin ömrümden bir yorgun fasıl

Hamit Hayal / Gönen / 01.01.2015

Aşkın çıkmazında ağlarken şimdi

Bir hayal misali her an gördüğüm,
Ne olacak benim bu halim, söyle.
Kalbimde bir yara, gönül kördüğüm,
Ne olacak benim bu halim, söyle.

Ayrılık ezeli, hasret mi sonsuz,
Aşklar mı yaralı, düşler mi tonsuz?
Hangi sevgili var, yaşanır onsuz,
Ne olacak benim bu halim, söyle.

Bilmiyor şu zaman bir yerde durmak,
İsterdim hasreti kalbinden vurmak.
Ne kaldı geriye, bir hayal kurmak,
Ne olacak benim bu halim, söyle.

Bozkırda bir çığlık, şafakta siren,
Yıllardır meçhule gider bir tiren.
Aşkın çıkmazında bir yola giren,
Ne olacak benim bu halim, söyle.

Ey mübarek duam, ey içli niyaz,
Hissime kar yağdı, düşlerim beyaz.
İki dudağından beklerken bir yaz,
Ne olacak benim bu halim, söyle.

Bir rüyadan yine sensiz uyandım,
Bülbülce çilendim, bir gülce yandım.
Adı aşk olan bir masala kandım,
Ne olacak benim bu halim, söyle..

Yağmurlar kesildi, fırtına dindi,
Hep öyle sanırdım, son perde indi.
Aşkın çıkmazında ağlarken şimdi,
Ne olacak benim bu halim, söyle.

Hamit Hayal / Gönen / 31.12.2014

Sadece bir hayal, belki bir yalan

Döneceksin diye seni beklerken,
Öğrendim sonsuzun an olduğunu;
Yolların ucuna yollar eklerken,
Öğrendim, vuslatın zan olduğunu.

Bir hükmü kalmadı aşkımda rolün,
Her hüzün deminde düşüyor kolun.
Sevgilim yaşanan en hazin sonun,
Öğrendim, bir yıkık han olduğunu.

Bilirim, sevdanın yoktur bir yaşı,
Ne zaman güz değer, düşürür başı.
Bu yüzden yalnızdır her mezar taşı,
Öğrendim, cananın can olduğunu.

Ne gönül şen olur, ne tutar yama,
Boş olan dünyada değer mi gama?
Gözünde güzellik var belki, amma,
Öğrendim, görmez bir yan olduğunu.

Tükendi en güzel mevsim az evvel,
Bir hükmü kalmadı, bitti naz evvel;
Uğruna yandığım güzel az evvel,
Öğrendim, gülenin sen olduğunu.

Gelen geçip gider, geride kalan,
Biz neyi sevdiysek, kopartıp alan;
Sadece bir hayal, belki bir yalan,
Öğrendim, aşkta bir son olduğunu.

Hamit Hayal / Gönen / 27.12.2014

Her şey anılarda, artık geç”; Dedin

Bir hüzün deminde derdini sordum,
“Veremim, çürüdü bende iç”; Dedin.
“Bu aşktan geriye ne kaldı ” ; Dedim,
“Bir gönül yarası, belki hiç”; Dedin.

Zahiri olsa da şu aşk-ı âlem,
Bir hüküm verilir, kırılır kalem.
Ey erken solmuş gül ey bahtsız lâlem,
“Gönülden gönüle aşk bir göç”; Dedin.

Bir giden bir daha gelir mi geri,
Yastayım, yalnızım o günden beri.
“Dön dedim”; Yeniden yenilmez peri,
“Tükendi, kalmadı bende güç” ; Dedin.

Kaderden bir hüküm alan yüzünü,
Zihnimde bir resim kalan yüzünü;
Okudum ben aşkın yalan yüzünü,
“Doldur bir kadehi, sende iç”; Dedin.

Alev denizinde nardan bir ömür,
Tükendi, kalmadı vardan bir ömür;
Seven nasıl alır yardan bir ömür,
“Huzur-u mahşere kalsın öç”; Dedin.

Seveni sevene bir mahkûm eden,
Sormuyorum artık her neyse neden.
Yenildim ruhumla, tükendi beden,
“Sen de bundan sonra bir yol seç”; Dedin.

Yıllar sonra gerçek aşkı ararken,
Hep himmet diledim yara sararken.
“Hayal Beyi, bir gün kavl-i kararken,
Her şey anılarda, artık geç”; Dedin.

Hamit Hayal / Gönen / 2 Aralık 2012

Vatan

Gurbet şafağına ak düşmüş talih,
Hasretle andığım bir yardır vatan;
Bir kader hükmünce yazılmış tarih,
Yeryüzünde cennet diyardır vatan.

Vatan ne dağ taşta görülen zahir,
Sevdayla vuran kalp, sevmekle mahir;
Ne fark eder sürse bin yıllar kahir,
Nice kalpler yakan bir nardır vatan.

Vatan, hasretinden mahrum ve köksüz
Çok şükür, kalmamak cihanda göksüz.
Aşkım, gözünde yaş taşıyan öksüz,
Sarıkamış ta ki zor kardır vatan.

Bir şefkat ocağı, bir ana bağrı,
Her gönül yurduna düşen bir çağrı;
Onsuzluk başka dert, başka bir ağrı.
Namus, şeref, bayrak ve ardır vatan.

Gerçekle aramda yalnız bir perde,
Başkadır bu toprak, dermandır derde.
Cennet düş âlemi, ölüm siperde,
Gözümden akan yaş, pınardır vatan.

Hayat bir arzudur yorgun bakışta,
Ümit her yazında, hasret var kışta
Kucaklar dünyayı kalp her yakışta,
Ebede kök salmış çınardır vatan

Cennet bu toprakta, bende kanaat,
Gönlümde çark döner, işlerken sanat;
Hudutsuz göklerde kuş çırpsın kanat,
Ölüm bile ölür, hep vardır vatan

Hamit Hayal / Gönen / 11.01.2013

Bilmiyorum, neden hüzün yazıldı?

Aşkın yüce mertebesi kâmilde,
Bir melek misali özün yazıldı.
Sebep, saik, hakikat, her amilde,
Yaksın diye aşkta közün yazıldı.

Mesafeler alıp birkaç kademde,
Hayat her yerdedir hayal her demde.
Her günahkâr suçu arar Âdem de,
Âlemde ilk önce cüzün yazıldı.

Senle aramızda aşk bir barikat,
Ben ağlarken sen gülersin, farikat;
Hangi amel hangi hâl ve tarikat,
Özünde aşk olan sözün yazıldı.

İdrak ettim, şöyle baktım âleme,
Gülde sensin, benziyorsun lâleme;
Yüce Rahman emretti ki kaleme,
En derin âlemde gözün yazıldı.

Ebed bu an, ezel vardır temelde,
Ümit bilmez, sordum demez emelde.
Bin bir mana mah bildiğim cemalde,
Beni benden alan yüzün yazıldı.

Gökler bile hayran yüce zatına,
Bilen bilir, bakmak gerek batına;
Sevdam, söyle aşkın yüce katına,
Bilmiyorum, neden hüzün yazıldı?

Hamit Hayal / Gönen / 20.12.2014

Leyla’ydın gözümde ey çölün kızı

Eridin ve bir mum gibi bittin sen,
Bahtımla aramda surdun vefasız.
Aşkın gurbetine beni ittin sen,
Dedin ki, “Yok senin yurdun”; vefasız.

Tahammül edilmez bir acı bende,
Kanayan yaram var, ilacı sende;
Neye yarar artık bir gün gelsen de,
Beni oyalayıp durdun, vefasız.

Seninle dolu bir hayata veda,
Kapımı çalmadı bir aksi seda.
Neden, nasıl ettim ömrümü feda,
İçimden yer beni kurdun, vefasız.

Aşığım, hasretim ben gül yüzüne,
Yol kavuşmaz oldu vuslat düzüne.
Aşk hicrana döndü, gurbet hüzüne,
Hep hasret okuyla vurdun vefasız.

Coşmaz bir pervane düşünce hızı,
Her sevgi bir yara, her aşk bir sızı;
Leyla’ydın gözümde ey çölün kızı,
Bir hayal peşinde yordun, vefasız.

Hamit Hayal / Gönen / 20.12.2014

Çöl misali gönlüm, serap bu şehir

Şimdi bir yalnızlık duygusu bende,
Ağladım sevgilim bu son diyerek.
Sarhoşum, bir ölüm uykusu bende,
Ağladım sevgilim bu son diyerek.

Yaralı bir ceylan bakışında sen,
Her bahar sellerin akışında sen;
Hasretin o sonsuz yakışında sen,
Ağladım sevgilim bu son diyerek.

Ömrümü zayettin, aşkı hiç bende,
Tükendim, kalmadı artık güç bende;
Bundan sonra yanıp durur iç bende.
Ağladım sevgilim bu son diyerek.

Bir hicran bekliyor ardında güzün,
Hiç eksik olmadı kalbimde hüzün.
Aklımdan bir türlü çıkmadı yüzün,
Ağladım sevgilim bu son diyerek.

Çöl misali gönlüm, serap bu şehir,
Bir ümit kalmadı, her düşüm tehir.
Gözyaşım sel oldu, hislerim nehir,
Ağladım sevgilim bu son diyerek.

Hamit Hayal / Gönen / 19.12.2014

Sevmiştim en güzel çağlarda seni

Yıllar sonra bile ağlarda seni,
Bir kalbi tazimle anarım, güzel.
Sevmiştim en güzel çağlarda seni,
Aklıma düştükçe yanarım, güzel.

Bilmem ki ne diye kestin selamı,
Bir garip kalmıştır aşkın kelâmı.
Ben seni sevmekle buldum belamı.
Bir yara misali kanarım, güzel.

Gerçekler çıplaktır hakikat üryan,
Bin yıl gibi gelir, bir andır rüyan.
Ne demiştin bana; “Gafletten uyan”
Kendi gerçeğime dönerim, güzel.

Düşünce insanın kalkmıyor kolu,
Gönül defterimde hep hicran dolu.
Ararken hakikat denen tek yolu,
Seni hayal eder kanarım, güzel.

Hamit Hayal / Gönen / 17.12.2014

Kim kaldı ardında hayaller kuran?

Muhakkak eğecek kader başını,
Çileye mührünü bastığında gör.
Kalbindeki aşkın sen gözyaşını,
Bir gün ıslanınca yastığında gör.

Zararı bana ver, senin olsun kâr,
Ben seni sevmiştim, edemem inkâr.
Ey gönül tahtıma kurulan hünkâr,
Dost senden selamı kestiğinde gör.

Dokunma gönlümde titreyen tele,
Gözünden düşünce dönmüşüm ele.
Ne mana verirsen ver hırçın yele,
Bir boran savurup, estiğinde gör.

Bir yara kanayıp durur içinde,
Kalmıyor bir sebep, belki niçin de.
Eskirmiş diyorsan yıllar içinde,
Yaşanmış anılar sustuğunda gör.

Bir gölge misali zihninde duran,
Kim kaldı ardında hayaller kuran?
Yıllarca inleyip, ümitle vuran,
Sen benim kalbimi küstüğünde gör.

Hamit Hayal / Gönen / 16.12.2014

Neden hep yalnızdır mezar taşları?

Üstüme gelir bu dünya eğilsem,
Çaresizlik neden bende hep isyan?
Kırık aynada ki kim ben değilsem,
Düşlere yağan kar gibi mi nisyan?

Zordur hazanlarda gülün soluşu,
En bilindik simalardan bak bana.
Ayrılık demektir ömrün doluşu,
Bir yücelmez bahtı yazdı Hak bana.

Yoksa bir gönülden aşkı çalmak mı,
Ölüm mü vuslata kalkmayan kollar?
Sen gittikten sonra yalnız kalmak mı,
Git işte geçmeden gönlümden yollar.

İstersen elveda de artık aşka,
Kaldı mı aşkta bir efsane, söyle.
Gurbete giden bir yol var mı başka,
Git engin gözlerin yakmadan böyle.

Al artık kalmasın kalbimde ahın,
Mesutsun kızıl gül kanarken çünkü
Yüzüne bakmak var her gece mahın,
Eskidi ayrılık, son gölgem dünkü.

Bir sürgün gibiyim, hasrete sanık,
Düşündüm dik iken düşen başları.
Muhakkak kaderin hükmüne tanık,
Neden hep yalnızdır mezar taşları?

Hamit Hayal / Gönen / 15.12.2014

Hayaller mi yakın, düş mü umutlu

Gülüşünden bir an hatıra bırak,
Kader seni bana yazdı, benimsin.
Gönül yakın olsun, varsın yol ırak,
Kader seni bana yazdı, benimsin.

Bu dünyada sana değer verdimse,
Senin çoğul yalnızlığın derdimse;
Yüzün gülsün, ben sırrına erdimse,
Kader seni bana yazdı, benimsin.

Ayrılık sun bana, hicran dayat ta,
Arayıp durdum ben aşkı hayatta.
Sen benim kalbimde sonsuza yatta,
Kader seni bana yazdı, benimsin.

Kaderden güzellik, bahtınca kutlu,
Seni hep görmeyi isterdim mutlu.
Hayaller mi yakın, düş mü umutlu,
Kader seni bana yazdı, benimsin.

Geçen ömre baktım, kalan anada,
Muhakkak bu dünya kalmaz bana da;
Aradım ben seni, buldum manada,
Kader seni bana yazdı, benimsin.

Hamit Hayal / Gönen / 13.12.2014

Ne bir ömre sığar aşk ne bir ana

Gurbet bir harabe, virane ilim,
Sen beni neden hiç anlamıyorsun?
Yıkılsam şikâyet etmez ya dilim,
Sen beni neden hiç anlamıyorsun?

Ne sensiz oluyor, ne senin ile,
Ben çekerken bunca dert bile bile;
Ayrılık diyorum, bir arsız çile,
Sen beni neden hiç anlamıyorsun?

Bunca hâl içinde vefasız, zalim,
Hastayım, değilim artık sağ salim.
Bir divane gönül, yorgun her halim,
Sen beni neden hiç anlamıyorsun?

Her demi bir zehir, karışır kana,
Ne bir ömre sığar aşk ne bir ana.
Göster şu tavrını, al benden yana,
Sen beni neden hiç anlamıyorsun?

Kavrulup giderim kendi yağımda,
Zaman artık değil sevmek çağında.
Silinsin her anım, kopsun bağım da,
Sen beni neden hiç anlamıyorsun?

Düzenim bozuldu, kalmadı şekil,
Ne çoğul mevhumlar artık ne tekil.
Ne olur ömrümden çık artık, çekil,
Sen beni neden hiç anlamıyorsun?

Hamit Hayal / Gönen / 12.12.2014

Sen benim alnımda çile yazıldın

Kaderden bir hüküm düşünce adın,
Verilmiş bir sözde dile yazıldın.
Ben seni hep sevdim vefasız kadın,
Sen benim alnımda çile yazıldın.

Aklıma düştükçe sen ara ara,
Kalbimde açıldı hep eski yara.
Anladım özümü çekince dara,
Sen kadrini bilmez ele yazıldın.

Ben seni ararken bin bir sevinçte,
Sönmüyor bir yangın, yakıyor içte.
Hüküm dediğin ne, gözümde hiçte,
Ak düşmüş saçımda tele yazıldın.

Nice sevdalardan bu sevda engin,
Ayrılık kahrındır, hasretin rengin.
Yine dönüp bakmam, olsaydı dengin,
Gözlerimden akan sele yazıldın.

Ezelden beridir bir eski töre,
Yalandır bu dünya kimine göre.
Belki bir hayaldir, değmez bu köre,
Hasret duygusundan yele yazıldın.

Bir adı hicrandır gözümde nemin,
Sevdanla mağrurum, aşkından emin.
Mukaddes üstüne ederim yemin,
Aşkından yandığım güle yazıldın.

Hamit Hayal / Gönen / 10.12.2014

Bir yabancı gibi geçer giderim

Belki dinmeyecek elem-i aşkın,
Bir yelin önünden kaçar giderim.
Hep hasret taşırım gönlümde taşkın,
Kalbimde bir yara, naçar giderim.

Manasız anladım hicranda, hazda,
Cevrine hoş dedim, yakmadı naz da;
Şu bahar ardından beklenen yazda,
Bir gönül kapısı açar giderim.

Verilmiş bir sözüm, belki ahtım var,
Bilsem ki gönlünde yerim, tahtım var;
Yanarım, neden bir kara bahtım var,
Bir kanadım kırık, uçar giderim.

Diyorsun ya bana, “Hep hayal kurdun.”
Vefasız, sevgimle ayakta durdun.
Senin olsun sevdan, al gönül yurdun.
Sonunda dünyandan göçer, giderim.

Hiç farkı var mı bu aşkın zehirden,
Gözlerimde çağlar bir sel, nehirden.
Bir günde el olup, ben bu şehirden,
Bir yabancı gibi geçer giderim.

Hamit Hayal / Gönen / 07.12.2014

Zamana küsüm ben, yıllara dargın

Ağlattın, incittin, coşturdun beni,
Sonunda anladım, bu aşk bir rüya.
Bir hayal peşinde koşturdun beni,
Yıkılsın, kalmasın sana da dünya.

Kapımı çalarken bu aşkın güzü,
Bir daha geriye dönmez mevsimler.
Karşımda yenilmez hasretin yüzü,
Yaşanmış yıllardan kalmış resimler.

Bir eski şarkıda geçer hep adın,
Bilirim, zamansız solmuş gülde sen.
Ağlatır aklıma düştükçe yâdın,
Hicran alevisin, sönmüş külde sen.

Her gün biraz daha koşarken sona,
Ya düşmüş bir notta ya da bir vurgu.
Girdiğim yollarda götürmez ona,
Kalbimin deler hep hasretten burgu.

Ne bir ümitvarım, ne aşka sargın,
Kayboldum boyumu aşan sislerde.
Zamana küsüm ben, yıllara dargın,
Şimdi boynu bükük, yengin hislerde.

Hamit Hayal / Gönen / 07.12.2014

Yasal Uyarı

Sitede yer alan tüm içeriğin telif hakları adı geçen yazarın kendisine ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre korunmaktadır. İçeriğin bir kısmı içeriğe link verilerek alıntılanabilir.
facebook.com/hamit.hayal' adresinden yazılarımızın bir kısmına ulaşabilirsiniz.

Son Yazılar

Slideshow

Gallery

cami foto 1981 1975 Cihan Devlet 88 22122013.5 1999.1 19012015

Tarihte Bugün

UserOnline

1 kullanıcı Bu sayfayı gezenler.
Users: 1 misafir

NewStatPress

Visits today: _
Mart 2015
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Son Yorumlar

Arşivler