Archive for the ‘Çağdaş Dünya’ Category

İslam dünyası neden geri kaldı?



 Her şeyden önce "İslam dünyası neden geri kaldı?" şeklinde düzenlenmiş bir soru, tarafsız ve önyargıdan arınmış bir soru olma özelliğine sahip değil. Böyle bir soru, iki temel varsayımı öngörmektedir. Bu sorudaki ilk varsayım, "İslam dünyası" olarak tanımlanabilecek bir dünyanın varlığını esas almaktadır. Gerçekten böyle bir dünyadan söz edebilir miyiz? Fas'tan Endonezya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın benzerlikleri yanında çok önemli farklılıkları da var. Bu farklılıkların basında rejim ve sistem farklılıkları gibi siyasal farklılıklar yanında; kültürel, ekonomik, fiziksel, teknolojik vs. pek çok farklılıklar göze çarpmaktadır. Tarihsel ve kültürel olarak İslamın bu coğrafyada önemli bir rol oynadığı doğrudur, ama son iki yüzyıldır İslam'ın bu dünyada oynadığı rol konusunda ihtiyatlı olmak gerekiyor. Bugünkü Müslüman dünyada İslam, her halükarda geleneksel dönemde olduğu gibi belirleyici ve baskın bir faktör değildir. Modern zamanlarda bu coğrafyada ortaya çıkan onlarca ulusal devletçik ve bu devletçiklerin başındaki siyaset ve kültür seçkinleri, Müslüman kimliklerini bir tarata atarak Müslüman dünyayı başka bir gezegene taşımayı kendilerine hedef olarak seçmişler ve toplumlarına da bu yönde bir baskı uygulamaya başlamışlardır. Read the rest of this entry »

Osmanlı Türkiyesindeki İslamcılık Düşüncesine Genel Bir Bakış

Bir din adı olarak İslam, son onlu yıllarda siyasal İslam, fundamental İslam, radikal İslam, modem İslam gibi terimlerle birlikte anılarak sosyal hayatımızda farklı algılamalara yol açacak şekilde kullanılmaya başlamıştır. Esasen bu terimlerin kullanmasından önce İslam kelimesi, nisbe edatıyla birlikte “İslamcılık” şeklinde ifade edilip, daha geniş bir anlam kümesine sahip olmuştur.1 Diğer bir ifadeyle Cumhuriyet Türkiye‟sinde homojen bir yapıya sahip olmayan bu düşüncenin mensupları, görüşlerinin ve hareketlerinin istikametinde farklı terimlerle nitelenmişler, İslamcılık ise şemsiye bir terim olarak bütün hareket ve akımları içine alan niteliğini korumuştur. İslamcılık adı altında derlenen dinî-fikrî düşüncenin oluşumu ve bunun sosyal hayatımıza yansıyan biçimleri diğer pek çok olgu gibi Cumhuriyet Türkiye‟sine Osmanlı‟dan miras kalan kültürel olgular arasındadır. Bu makalede, terminolojik bir analizden ziyade, tarihî perspektiften İslamcılığın oluşumu, gelişim süreci ve günümüze intikalini genel hatlarıyla ortaya koymaya çalışacağız. Burada geniş bir coğrafyaya ve milletler topluluğuna sahip İslam âlemi yerine konuyu Türkiye ile sınırlandırmamızın sebebi; XIX. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlıların -Fas ve İran hariç- neredeyse bütün İslam âlemini temsil eden bir hükümranlık alanına sahip olması, batıyla direkt ilişkiler içinde bulunması, ilk ciddi değişimleri kendi bünyesinde tatbik etmesi ve yaşamış olmasına binaendir. Read the rest of this entry »

Niçin geri kaldık?

 

Geride bıraktığımız yüzyılda en ciddi aydınlarımızdan birisi şüphesiz Peyami Safa'dır.Ona göre Avrupa'nın idrakini Yunanlılardan daha çok Romalılar doldurmuştu. Belçikalı Dumant Wilde'nin "Avrupa Kafasının Tekamülü" adlı kitabındaki şu satırların kanaatinde rol oynadığını belirtiyor: "Avrupa'nın Roma'da bulduğu en büyük miras şudur: Devletin bölünmezliği; Asya monarşilerinde devlet, hanedan sülalesinin mülkü telakki edilirdi. Hükümdar onu büyütebilir, ötekine berikine dağıtabilir; çocuklarına verebilirdi. Roma devleti ise herkesin malı, Res Publica'dır." Read the rest of this entry »

En büyük hastalık kutsallaştırma

Kutsallaştırma ve yok sayma, memleketimizin en önemli ve hastalığı. Bu ikiye ayrılma ve yarılma yalnızca tarih konusunda değil, ortaya atılan her konuda kendini gösteriyor. Siyasiler ve medya da bu hastalığı giderek daha çok besliyor.Akademik çalışmalarını İslam Tarihi alanında yürüten ve özellikle erken dönemde İslam’ın yayılışı ve Hz. Ömer dönemi üzerinde çalışan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Fayda, İslam’ın doğru anlaşılmasında tarih bilinci üzerinde önemli duruyor. Prof. Fayda, Müslümanların geçmişini bilmeden dinine ve geleceğini sahip çıkamayacağının altını çiziyor.  Tarih bilgi ve bilincinin, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması açısından arz ettiği önem nedir?  Dinimizin iyi anlaşılmasında tarihin yeri tartışılmaz. Bu husus Kur’an’ı iyi anlamak için esbab-ı nuzul bilgilerine duyulan ihtiyaçta olduğu gibi, esbab-ı vürud bilgilerinin de hadislerin daha iyi anlaşılmasını sağladığını göz önüne alırsak, kendisini hemen gösteren bir zarurettir.  Read the rest of this entry »

Search
Advertisement
Uyarı
Yayınlanan yazıların tüm hakları 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre Hamit Hayal’e aittir.Alıntı yapılan yazı, alıntı yapılan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir
Yazılarımızın bir kısmına Facebook sayfamızdan da ulaşabilirsiniz
Sayfalar
Son Yazılar
Slideshow
Gallery
1974 1975 4_0 3_0 2_0 6
memurlar.net
Tarihte Bugün

Tarihte Bugün v.8.0
NewStatPress
Visits today: _
UserOnline
1 User Browsing This Page.
Users: 1 Guest
Arşivler
Son Yorumlar