Archive for the ‘Değişik Şiirler’ Category

Bir garip kalsada

Nice kederlerin vardık tadına,
Boş yere akmadı yaşımız bizim.
Bir ömür Allah’ı anmak adına,
Elliye dayandı yaşımız bizim.

Yolumuza güller serdi ök’ümüz,
Sarsılmaz bir iman ile kökümüz.
Rahmetler dilendik verdi gökümüz,
Muhakkak helaldir aşımız bizim.

Felek sebebince düşürse derde,
Kaderdir yazılmış deriz biz serde.
Ne gökte ararız ne boşa yerde,
Gözümüz üstünde kaşımız bizim.

Çok şeyler yaşadık, yaşarız daha,
Biz sitem etmeyiz, düşmeyiz aha.
Minnetimiz, yoktur, riyamız şaha,
Vurulsa ne olur başımız bizim.

Sağı, mekan edip solu bir ömür,
Sonunda doğrultup yolu bir ömür;
Hakikat yaşadık dolu bir ömür,
Bir garip kalsa da taşımız bizim.

                      Hamit Hayal

Anılar

Nereye daldıysa gözümün ucu,
Gördüm ki yaşanmış oyun anılar.
Hayatın aslına olsaydı rücu,
Derdim ki yerine koyun anılar.

Sonsuza binilmiş kanatlı atlar,
Üst üste yaşanmış, iç içe katlar;
Nasıl unutulur maziden tatlar,
Beni gözyaşımla yuyun anılar. 

Ümitler tükenir, tutkular siner,
Bulutlar çekilir, fırtına diner;
Her oyun sonunda bir perde iner,
Bükmek zamanıdır boyun anılar. 

Kimi sevdimse ben şimdi bir isim,
Kimi solmuş kimi renkli bir resim;
Sığındığım liman, eski adresim,
Beynimi derinden oyun anılar.

Sevginin kucağı, aşkın dizinde,
Günahım, sevabım saklı gizinde;
Geri dönsem yaşanmışın izinde,
Sessiz çığlığım var duyun anılar.

                                      Hamit Hayal

Bu alem

Katresi kaldıysa aşkın özümde,
Almaya kepçeni daldır sevdiğim.
Özümü bitirdim, Leyla gözümde,
Bu işte öyle bir haldır sevdiğim.

Felek bir pervane döner başımda,
Hep sitem olacak yalnız taşımda.
Belki de kırk, elli, atmış yaşında,
Akıbet bir kuru saldır sevdiğim.

Ne kaldı elimde, ne aldım, sattım,
Garip gönüllere benden ne kattım?
Şafaklarda doğdum, gece de battım,
Söyleyemez dilim, laldır sevdiğim.

Rüyalar görsen de birbirinden hoş,
Bu dünya değirmen, bu alem ne boş.
İdrakten uzağım, başım hep sarhoş,
Diyemem ki düştüm, kaldır sevdiğim.

Kuzuya benzermiş, kimisi kurda,
Gelenler gidiyor, durmuyor burada.
Gönlüm sarayında bir lahza dur da,
Boşaldı kadehler doldur sevdiğim.

                           Hamit HAYAL

Yalnızsın diyor

Nice zaman var ki, bu sessiz gece,
Yalnızlıklar tattım `yalnızsın` diyor.
Sanki gözlerınde derin bilmece,
Ne ümitler kattım, `yalnızsın` diyor

Gölgeler uzayıp, vakit erince,
Yeniden başlıyor gece, derince.
İnsanın kaderi gönül verince,
Bir belaya çattım `yalnızsın` diyor.

O sancı sanki ben yalnız kalınca,
Saplanan bir mızrak kalbe dalınca.
Nihayet kurduğum saat çalınca,
Uzağa fırlattım `yalnızsın` diyor.

Belki de bu böyle bir ömür benle,
Sadece bir sual `hangi nedenle`?
Kabına sığmaz ruh, köhne bedenle,
Ne elemler tattım `yalnızsın` diyor.

Ne varsa alem de sevmek adına,
Varamadım bir sevdanın tadına.
Yıllar sonra bile düşse yadına,
Hep içime attım `yalnızsın ` diyor.

                      Hamit Hayal

İnşallah

Bir nişane kalsın senden ak diye,
Yolun hakikate ersin inşallah.
Rabbi zikret, son kelamın Hak diye,
Ne muradın varsa versin inşallah.

Dünyayı büyütme bunca gözünde,
Aşkı dirilt, sevgi olsun sözünde.
Yüce Peygamberin aşkı özünde,
Son deminde “Allah” dersin inşallah.

Yolun sonu belli olur başında,
Hak olmalı bir ömrün her yaşında.
“Mağrur” yazmamalı mezar taşında,
Hak gözetsin, seni görsün inşallah.

Önümüzde uzun yollar var derken,
Ölüm gelir, ne gecikir ne erken;
Dilerim ki Rabbe kulluk ederken,
Ocağın şen, neslin sürsün inşallah.

Elbet ölüm gitmez nefsin hoşuna,
Dünya bir değirmen dönmez boşuna.
Hep ümit et, ara verme koşuna,
Helal kazan, helal yersin inşallah.

Allah rızasını gözet, niyaz et,
Bu ne kelam ne yalnız bir riyazet,
Dilden kalbe bir köprü kur, iyaz et,
Rabbim seni nurla sarsın inşallah.

Ümit veren bir imanla dol da sen,
Rabbimizi zikreden kul ol da sen;
Oğulcuğum hak denilen yolda sen,
Duan yüce kata varsın inşallah.

                           Hamit Hayal

Yağmur

Anlarım her yağmur yüce bir rahmet,
Ve yerin göklerle buluşmasıdır;
Muhakkak bir çile, her doğum zahmet,
Kaderin köklerle buluşmasıdır;
Anlarım her yağmur yüce bir rahmet.

Sonuçtan sebebe bir kapı açış,
Bir kader yer ile gök’ü bağlamak;
Dünya da mümkün mü kaderden kaçış,
Belki de göklerde bu her ağlamak.
Sonuçtan sebebe bir kapı açış,

Bulutlar inlerken gök çözülmede,
Sanki bir mukaddes doğum yarılış;
Yerler sevinirken gök üzülmede,
Su ile toprakta aşkın karılış;
Bulutlar inlerken gök çözülmede.

Ne yağmurlar yağdı sanki gözyaşı,
Sonucu yaratan Rabbe bağlanmak;
Rahmeti tatmakmış aşkın en başı.
Yağmur getirirmiş Rabbe ağlanmak,
Ne yağmurlar yağdı sanki gözyaşı.

Rahmandan merhamet çöl olmuş ruh’a,
Mümkün mü kalplere Onsuz eriliş.
Yağmurlar kudreti sunarken Nuh’a,
Yanmış dudaklarda sonsuz diriliş.
Rahmandan merhamet çöl olmuş ruh’a,

Bugünde yüce de kara bulutlar,
Yorulmuş göklerden rahmet inecek;
Bugünde yeşermiş derin umutlar,
Ruhlara yaşamak aşkı sinecek;
Bugünde göklerde kara bulutlar.

Bu gece özümden bir başla yağmur,
Katreler gözümde, ağlamaktayım;
Beklide secde de bir başla yağmur,
Yücelere umut bağlamaktayım;
Bu gece özümden bir başla yağmur.

Anlarım her yağmur yüce bir rahmet,
Ve yerin göklerle buluşmasıdır;
Muhakkak bir çile, her doğum zahmet,
Kaderin köklerle buluşmasıdır;
Anlarım her yağmur yüce bir rahmet.

           Hamit Hayal / Gönen / 11.07.2009

Pişman değilim

Ben senin bir çift sözüne,
Kandım ya pişman değilim.
Özümle baktım özüne,
Yandım ya pişman değilim.

Erken getirdin güzünü,
Yaşatıyorsun hüzünü.
Göstermediğin yüzünü,
Andım ya pişman değilim.

Bunca hayal, bunca hülya,
Çok kısa sürdü bu rüya.
Bir tadımlık imiş dünya,
Bandım ya pişman değilim.

Su yolunda kırık testi,
Gönlümde fırtına esti.
Geldi geçti bir hevesti,
Sandım ya pişman değilim.

Yaşamak zor hederimle,
Başbaşayım kederimle.
Ben ömrümü kaderimle,
Sundum ya pişman değilim.

Ne sitemin, ne ahından,
Yendin yüzünde mahından.
Seni sevmek günahından,
Yundum ya pişman değilim.

                   Hamit Hayal
 

Öğretmenim

Tarih denen akışta ışıktan seferlerle,
Cehaletin önünde sen durdun öğretmenim;
Hakikat ordusundan yenilmez neferlerle,
Bize yeni bir dünya sen kurdun öğretmenim.

Yurdun dağları çöker, gam bürürken düzünü,
Yorgun ve yenilmiştik, tatmıştık her hüzünü;
Sen tuttun elimizden, bize döndün yüzünü,
Kırılmış kalbimizi okurdun öğretmenim.

Hep ileri gitmeyi yüce ülkü saydıkça,
Beşikten ta mezara ilim, irfan yaydıkça;
Gaflet ve dalalet yok, nurun ile aydıkça,
Nakış nakış mutluluk dokurdun öğretmenim.

Nice ırmaklar akar, ne seller durulurken,
Özgürlük kavgasında en önde vurulurken;
Biliyorum ki dünya yeniden kurulurken,
Peygamber müjdesiyle duyurdun öğretmenim.

Ne gözümüzde yaş ol, ne elimizden bırak,
Hakka ulaşan yolda sen ustasın, biz çırak;
Oysa bir zamanlar biz marif nurundan ırak,
Düşünde bir milletle uyurdun öğretmenim.

Hayatta en hakiki mürşit ilimse, fense,
Gülüyorsa yüzümüz, memleketimiz şense;
Yeridir öğretmenim sana “aşkımız” dense,
Çağımıza bir mühür sen vurdun öğretmenim.

Kim ki ardına düşer, koşar, kucaklar çağı,
Bir millet olarak biz kurdukça gönül bağı;
İlminden irfan aldık, aştık her zorlu dağı,
Bir ve beraber olmak buyurdun öğretmenim.

Bir gül yurdunda şimdi şafak yüzlü çocuklar,
Masum, inanmış, emin, ne ak yüzlü çocuklar;
Hak yoldan dönmeyecek bu hak yüzlü çocuklar,
Her ümit, son aşkısın bu yurdun öğretmenim.

Yüzüm ak, alnım açık, başım dik edenini,
Sonsuz sevgim,saygımla çözerken nedenini;
Bu mukaddes davada ruhun ve bedenini,
Kalbin ve kafan ile sen yordun öğretmenim.

                                                             Hamit Hayal/ Gönen / 24.11.2010
 

Yasal Uyarı: Bu site de yayınlanan şiir ve yazılar üzerinde ki tüm haklar altlarında ki imza sahiplerine ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca hak sahiplerinin adı belirtilmeden alıntılanamz ve kullanılamaz.

Bu hapishanede

Çevrem de aşılmaz bu taş duvarlar,
Tavanda yağmurun azgın vuruşu.
Çürütürken beni bu yaş duvarlar,
Günahın hesapsız her kuduruşu.

Dili yok anlatsın zaman denen sır,
Bu hapishane de sanki bin asır;
Duygularım öldü, kalbimde nasır,
Çözülmez aklımın karşı duruşu.

Vicdanlar inlesin bir ömür derken,
Yaşadığım hayal, ölüm hep erken;
Bu hapishane de kendimi yerken,
Hüsrandır zalimin dünya kuruşu.

Kuvvet incitiyor, kudretler densiz,
Bu hapishane de ölüm nedensiz;
İnsan var içimde ruhsuz, bedensiz,
Od düşmüş gönlüme zor kavuruşu.

Üstüme gelmede, çökmede taşlar,
Her günüm işkence ederek başlar;
Ne hapishanem de biter savaşlar,
Ne de kaderimin bu savuruşu.

Çevrem de aşılmaz bu taş duvarlar,
Tavanda yağmurun azgın vuruşu;
Çürütürken beni bu yaş duvarlar,
Günahın hesapsız her kuduruşu.

           Hamit hayal/Gönen/25.07.2009

 

Yasal Uyarı: Bu site de yayınlanan şiirler üzerinde ki tüm haklarımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca saklıdır. Sitemizde yayınlanan tüm şiirler yazar adı ve alıntı yapılan sayfaya bağlantı yapılarak kullanılabilir.

Bursa da gülüm hasta

En uzun mesafeler tükenmez derken Bursa,
Sabahın uykusunda daha çok erken Bursa.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Bir sokak yokuşunda akıp giderken Bursa.

Demek ki vaktindeyiz, arzdan arşa bu çağrı,
Nurlaşan bir zamanın ezan dolarken bağrı.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Çekilmez bir lodostan başımdaki son ağrı.

Son demi uykusunun, son ölümü bu anda,
En aheste uyanış sanki eski bir handa.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Kimsesiz ve yalnızım Bursa denen cihanda.

Bütün ihtişamıyla Bursa ovasında gün,
Bugün biraz yorulmuş, sanki birazcık ölgün.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
İçimden gelen dalga çoktan körelmiş sürgün.

En derin rüyasında, bunca asır, bunca çağ,
Nereden bilsin beni, başı gökte Uludağ.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Yorgunluklar içimde bir kör düğüm, bir kör ağ.

                            Hamit Hayal-Gönen:24.03.2007

Yasal Uyarı: Bu site de yayınlanan şiirler üzerinde ki tüm haklarımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca saklıdır. Sitemizde yayınlanan tüm şiirler yazar adı ve alıntı yapılan sayfa belirtilerek kullanılabilir.

Yenilmişim ben

Ne hayalim gerçek, ne hakikat düş,
Hayatta ne erken yenilmişim ben;
Her şey zihnimde bir aksi görünüş,
Var olmak isterken yenilmişim ben.

Neyim varsa düne ait sararmış,
Bir el değdi sanki bahtım kararmış,
Çok zamandır ölüm beni ararmış,
Bugün, yarın derken yenilmişim ben.

Gördüm en sonunda beni, nerdeyim,
Geri dönsem dönülmez bir yerdeyim,
Dert içimde, ben dışında perdeyim,
Beni sessiz yerken yenilmişim ben.

Çok oldu ben işi, gücü asalı,
Her şey yalan afakanlar basalı;
Anlıyorum ömür bir dert masalı,
Her gün dert ederken yenilmişim ben.

Nice hayat dersi bende hep bıkış,
Dirensem de üstün geldi her yıkış;
Nerede var, hangi yönde bu çıkış,
Gayretim hederken yenilmişim ben.

                                           Hamit Hayal 

Search
Advertisement
Uyarı
Yayınlanan yazıların tüm hakları 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre Hamit Hayal’e aittir.Alıntı yapılan yazı, alıntı yapılan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir
Yazılarımızın bir kısmına Facebook sayfamızdan da ulaşabilirsiniz
Sayfalar
Son Yazılar
Slideshow
Gallery
1974 1975 4_0 3_0 2_0 6
memurlar.net
Tarihte Bugün

Tarihte Bugün v.8.0
NewStatPress
Visits today: _
UserOnline
1 User Browsing This Page.
Users: 1 Guest
Arşivler
Son Yorumlar