Archive for the ‘Din Tasavvuf Şiirleri’ Category

Ben vefasız, taş olanı neyleyim

Bize Haktan nazil olan kelam ver
Bir günahta baş olanı neyleyim.
Göz kırp bana, aşk dilinde selam ver
Ben vefasız, taş olanı neyleyim.

İnsan denen bir kitapta her saklı
Bin meşakkat beklerken her zor aklı.
Bunca kavga bunca savaş, kim haklı?
Sır çözülmüş, faş olanı neyleyim.

Alnımızda yazan yolun her hali
Nice bahtlar vardır mamur ve âli.
Üstlendik biz ölüm denen vebali
Bu dünyada boş olanı neyleyim.

Bakıyorum, gökte yıldız var kayan
Bir kitapta yazmamış mı Hak ayan?
Dertsiz olmak denen şeyi var sayan
Sonu meçhul, yaş olanı neyleyim.

Nice fikir nice zikir var hasta
Gelir geçer, kalmaz âlem ve yasta.
Hakikatin hükmü zaten var nasta
Aşktan başka hoş olanı neyleyim.

Ömrümüzün hüzün çağı ya da güz
Yollar eğri, yollar uzun, yollar düz.
Hani nerde sadet, nerde gülen yüz
Sonu hüsran, düş olanı neyleyim.

Hamit Hayal / Gönen / 15.09.2016

Elveda dünyanın hüzün çağına

Sırrını çözmüşüm ben her nihanın
Nice müşkülleri aşarken düşün.
Ey seven! Sen beni yüce cihanın
Paslı efkârından taşarken düşün.

Neşe ve hüzünle her gelip geçen
Belki de;”Pişmanım”, der gelip geçen.
Verilmiş bir ömrü yer gelip geçen
Beni şu hallere şaşarken düşün.

Doğruluk ideal bir fikir iken
Ya olursa kalbe batan bir diken.
Dünya yıkılırken bir fidan diken
Hak ile vuslata koşarken düşün.

İbret olsun derim ölen sağına
Batıl tasavvurun düşmek ağına…
Elveda dünyanın hüzün çağına
Kıbleye yönelmiş, yaşarken düşün.

Kimler neye açtır, kim neye tokta
Her tadımlık ömrün sonu bir nokta.
İnandık amenna, korkumuz yokta
Şu dünya gözümden düşerken düşün.

Hamit Hayal / Gönen / 23.01.2016

Başka düşler ya da bir çağ farkı mı

Başka düşler ya da bir çağ farkı mı
Gelir geçer nice sessiz bayramlar.
Değişen ne, dönmeyen Hak çarkı mı
Neden değil artık eşsiz bayramlar?

Mutlu bir dünyayı zindan edense
Hep maziyi özlemek var nedense.
Aşkın ruhu ölmüş, boştur ne dense
Kuru, yavan ya da özsüz bayramlar.

Talih bizi yarı yolda koyalı
Zaman yorgun, hayat değil oyalı.
Nice günler vardı, çılgın, boyalı.
Artık renksiz, artık süssüz bayramlar.

Viran gönül denen yüce aşiyan
Bilmem artık hasret var mı taşıyan.
Ne günler var, anılarda yaşayan
Neden değil artık küssüz bayramlar?

Eski günü bizden çalıp alan ne
Gerçek nedir bilen var mı, yalan ne
Bir yorgunluk bitkinlik mi, kalan ne
Neden böyle, neden hissiz bayramlar?

Yitik hasretlerin hükmü yok nasta
Bir uygarlık çöktü ya da çağ hasta
Bir şafağı bekler bülbül, gül yasta
Özde yaralanmış sözsüz bayramlar.

Hamit Hayal / Gönen / 26.07.2015

Nerede bir oyun var, kader örmüş

Gördüm ki yaşanan her şey rüyada
Gerçek ne, özüme ıraktım annem.
Ayrılık var, hasret zor bu dünyada
Ben ölüm ne bilmez çıraktım annem.

Güller solmak için açarmış zahir
Bin yıl yaşasam ne, ölüm var ahir.
Bitsin bir an önce dedim bu kahir
Zaten kalbinde hep firaktım annem.

Her yeni eskiyor, tutmuyor yama
Düşündüm, dünyada ne değer gama.
Ölüm bu kaderden yazılmış nama
Hayat yolunda bir duraktım annem.

Nerede bir oyun var, kader örmüş
Gecenin ardından kim günü görmüş?
Hançeri bir âlem, kurşunu körmüş
Yenildim, bu oynu bıraktım annem.

Hamit Hayal / Gönen / 10.09.2015

Bir şafak vaktinde Allah’a secde

Rabbimiz tamamla kalplerde nuru
İstemem dünyada sevginden başka.
Neden ruhlarımız çorak ve kuru
Bu çağda yönelmek mümkün mü aşka?

Bir düşte serabı ararken nesil
Hiçlik var sadece elde, avuçta.
Bağışla, bu çağın günahını sil
İmansız ne kadar kalmak zor uçta

Gönüller dergâhı Allah’a arzın
Ölüm bir kaderdir, bekler siperde.
Belki çözmek zordur sırrını farzın
İnsanın gözünde varken bir perde.

Alır gider seni bir hiçe inkâr
Nefsim yaratanda aşkı gör asıl.
Böyle murat etmiş ezelden hünkâr
Ölüm mü, zamanda belki bir fasıl.

Bir şafak vaktinde Allah’a secde
Yoksa masum değil artık çürüme.
Aşkın gecesinde gelmezsen vecde
Ey nefsim sürüklen sonsuz cürüme.

Hangi dağa değse şu ölüm gördüm
Bir kader yazılmış, alında hüküm.
Ya ben bilmiyordum ya da bir kördüm
Devrilen dağlardan ağırmış yüküm.

Hamit Hayal / Gönen / 25.04.2015

Ne canları alıp gitti şu ölüm

Ömre bir karanlık misali çöküp
Ne canları alıp gitti şu ölüm.
Nice çınarları kökünden söküp
Ne canları alıp gitti şu ölüm.

Gelen gitti, veda etti yaşama
Ölüm, belki zamanda bir aşama.
Güle değdi, kanat vurdu paşama
Ne canları alıp gitti şu ölüm.

Bir uyanış ötesi bir hülyadan
Başı sonu bir tadımlık rüyadan.
Karşılıksız sevdiğimiz dünyadan
Ne canları alıp gitti şu ölüm.

Kader üstü bir ilahi nedenden
Hüküm vardır bizi fani edenden.
Özü kara toprak olan bedenden
Ne canları alıp gitti şu ölüm.

Aslında ne yakın ölüm ne ırak
Ne ölüm ustadır ne ölen çırak.
Arkada bıraktı hüzün ve firak
Ne canları alıp gitti şu ölüm.

Hamit Hayal / Gönen / 24.04.2015

İtaat et nefsim

Edeptir insanda özü kulluğun,
Ahitçe Rabbine itaat et nefsim.
Bir hüccettir bağlar sözü kulluğun,
Zahitçe Rabbine itaat et nefsim.

Sana düşen itaattir zarifçe,
Allah dostu kul misali, arifçe;
Kaderin hükmüdür bağlar tarifçe,
Cahit’çe Rabbine itaat et nefsim.

İnle yüreğinden, ağla göz ile,
Kalbinle hatırla, zikret söz ile;
Kula düşen secde etmek öz ile.
Nahit’çe Rabbine itaat et nefsim.

Zikir mi ürettin bir ulu cemde?
Kudretler tükendi fakir hecemde,
Saat dönmededir, sen hangi demde,
Vahit’çe Rabbine itaat et nefsim.

İnsanın bir kara topraktır aslı,
Ömür biter, başlar ölümün faslı.
Boynun bükük olsun, yüreğin yaslı,
Şahitçe rabbine itaat et nefsim.

Hamit HAYAL / Gönen / 25. 11.2011

Bir bayram sabahına uyanırken dünyamız

Gönül ister ki bunca acılar dünde kalsın,
Bir bayram sabahına uyanırken dünyamız.
Garip, yoksul ve yetim dünyadan murat alsın,
Bir sonsuzluk deminde hiç bitmesin rüyamız.

Ne bir engin, yorulmuş hasretlere erilir,
Ne de hakikat olur, şahlanır Onsuz düşler.
Her kimin bir hasreti varsa eğer, verilir.
Kırılmış gönüllerde yaşar mı sonsuz düşler,

Neden hâlâ anlamsız insanın savaşları,
Neden Hakka bakışta kahreden bunca sığlık?
Bazen Filistin olmuş dünyanın gözyaşları,
Bazen çok ötelerden, Sincan’da derin çığlık.

Hakikati arayan kalplerde hâlâ kırık,
Bir zamanlar Bosna’ydı ateşler altında kül.
Ve hâlâ müminlerin kalbinde bir hıçkırık,
Bilmiyorum, bu çağda kalmış mıdır açmış gül?

Parmakları kınalı nineler şimdi yasta,
Ölüm tarlalarında esir kalmış ya Gülşen.
Medeniyet denilen bu bakış dünden hasta,
En uzak diyarlardan en yakına kimdir şen?

Hani nerde diriltip, aşka umut verenler,
Çözülmüş ve çürümüş her gönülde bir şaki.
Oysa ne yiğitlikler kaldı ne alperenler,
Bir yanda zulüm ve kin, bir yanda puştluk baki,

Veda edip ebedi içimizde putlara,
İbrahim makamından çağlar ötesi çağrı,
Koşun ey sevgililer gökten inmiş kutlara,
Ne hasret kalsın bugün, ne kalplerde bir ağrı.

Bir hayal ötesinden kapıyı çalan kimdi,
Dilimde bir isyanla istiyorum haykırmak.
Gönül sadetle dolan eski zamanda şimdi,
Heyhat, hatıralardan zihnimde coşkun ırmak.

Nemrutun ateşinde yanan kimin günahı,
Ey nefsim tutun artık, anlamak için yanda.
Anlarız elbet bir gün yandığımız gün ahı,
En mübarek bayramlar diliyorum bu anda.

Her zalim günahınca inşa eder bir eser,
Maveradan öteye geçmesin, burda kalsın.
Kardeşlik denen ahtın yerinde yel mi eser,
Bir ilahi hüküm mü, bu dünya kurda kalsın?

Ne ayrılık sevdanın vuslatla biten faslı,
Ne Ferhat’ı bekleyen Şirin kaldı âlemde.
Ve hâlâ bilinmeyen ölüm ne, nedir aslı.
Yoruldu günahları yazan mahzun kalemde,

Ümitsizlik ruhumu dirilten aşka engel.
Tatmak varken âlemde nice günler nice ak;
Umulmadık yerlerden çıkıyor başka engel.
Bir sonsuz duam kaldı yüreğimde bir de Hak,

Nice yanmış gönülde ümit olmak isterdim,
Daha kaç yıl sürecek dünyada bunca hüzün?
Neden böyle bitmiyor ebed mi benim derdim,
Şimdi mahzun olmaya doğru yanmış bir yüzün.

Aslında kapıları ardınca açık Hakkın,
Bir vedaya elveda değil ruhumda ki güz.
Şimdi dualarında kim Hakka öyle yakın,
Bu bayram sabahında gülsün kaderden bir cüz.

Yeniden bir diriliş ile gönül bağımız,
Tutmalıyız elinden, yücelmeli umutlar.
Hep böyle yanmamalı biliyorum çağımız,
Bu bayram sabahında dağılmalı bulutlar.

Ve kim ki yüreğini hakikate açarsa,
Zamanlar ötesinden Arş’a yakın yerdesin.
Kim bir yudum hayatın baharında naçarsa,
Ne hükmü olur adı bayram olsa her dersin.

Bayramlar güzelliğin zirve yaptığı zemin,
Gönül coşkunluğuyla şaha kalktığı zaman;
Her kim ki yaradanın merhametinden emin,
Gerçek sadet deminde gözler aktığı zaman.

Ey insanlık! İlahi hükümce varsa cezan,
Karanlık gecelerin nurlu sabahında dil;
Bir başka manasıyla bu şafakta ilk ezan,
Hem gözler ağlamalı hem gönüller bunu bil.

Ruhlar ve bedenlerle secdede iken başlar,
Bir düşünme faslında bitsin bu soysuz cinnet.
Teslimiyet kalplerde gül açtığı an başlar,
Bilmeliyim bu bayram keşfederken bir cennet,

Gönül ister ki bunca acılar dünde kalsın,
Bir bayram sabahına uyanırken dünyamız.
Garip, yoksul ve yetim dünyadan murat alsın,
Bir sonsuzluk deminde hiç bitmesin rüyamız.

Hamit Hayal / Gönen / 04.10.2014

Rahmetin bir başka cüzü bayramlar

Hasret kapısının çalacak zili,
Rahmetin bir başka sözü bayramlar.
Yitiktir, bu çağın ne desin dili,
Rahmetin bir başka özü bayramlar.

Ey dili bağlanmış zincirli köle,
Sanki hiç merhamet inmedi çöle.
Kaç asır sürecek şu nankör çile,
Rahmetin bir başka izi bayramlar.

Hicranda kurumuş kalmış köksüzler,
Merhamet dilenin bugün göksüzler.
Garip ve kimsesiz, yalnız öksüzler,
Rahmetin bir başka gizi bayramlar.

Yas mı var bitirin, tütün ocaklar,
Uyanın rüyaya dalmış bucaklar.
Allahım! En güzel aşkla kucaklar,
Rahmetin bir başka, bizi bayramlar.

İnin yeryüzüne inin melekler,
Ebedi bir sadet bekler felekler.
En coşkun hasretle yüklü bellekler,
Rahmetin bir başka yüzü bayramlar.

En mutlu zamana hâl ördüğümüz,
Çileyle karılmış bir kördüğümüz.
Şunun şurasında tek gördüğümüz,
Rahmetin bir başka cüzü bayramlar.

Hamit Hayal / Gönen / 28.07.2014

Hasretin var yara gönül

Hani nerde dostla bağın,
Neden bunca ara gönül?
Yola düş geçmeden çağın,
Dostu dostta ara gönül.

Allah aşka etmiş ferman,
Zor olsa da bir gün varman.
Yıllar var ki bekler derman,
Sende ki bu yara gönül.

Hangi gönülde var büstün,
Kimden yüz çevirdin, küstün?
Hak katında aşk en üstün,
Yakar seni nara gönül.

Hüzün dışta değil, içte,
Özrün çare değil hiçte.
Görürüsün ne ektin, biçte.
Düşme bir gün dara gönül.

Dikerler bengi taşını,
Kaldır Allah’a başını.
Keşke bilsen gözyaşını,
Derdine bir çare gönül.

Bazen sarhoş, bazen kanık,
Senden başka var mı sanık?
Anlıyorum, gönlün yanık,
Hasretin var yara gönül.

Hamit Hayal / Gönen / 08.06.2014

Ne insan günahkâr ne de kir vardı

Ey nefsim hakikat tek, onu bil de,
Ve varlıkta yekûn bir zikir vardı.
Rahmetin manası rahmani dilde,
Kün fe Yekün denen bir fikir vardı.

Ne ararsın nefsim ervah-ı hamda,
Ne zaman hakikat zay oldu namda?
İlk asra denk gelir bu zaman tam da,
Ne insan günahkar ne de kir vardı.

Denizler dolmadan, yeri göl iken,
Bu dünya bir kara kızıl çöl iken;
İnsan ilk rahminde daha döl iken,
Kâinat dilinde bir şükür vardı.

O ne bir kabile, ne de bir soyken,
İnsanlık alemde bir yeni boyken;
Habil ile Kabil daha çok toyken,
Belki de ne münker ne nekir vardı.

Ne zaman ki Adem getirdi cinnet,
Şimdi yeryüzünde arıyor cennet.
Ne kuldan bir kula edilen minnet,
Ne şeytan, yüzüne ne tükür vardı.

Hamit Hayal / Gönen / 07.06.2014

Bu bir öykü ağlamak var sonunda

Dünya artık benim için bir hiçte,
Neden yandım neden kandım bir bilsem.
Ne yaram var ne küskünüm ben içte,
Neden yandım neden kandım bir bilsem

Yeri geldi taç edildim, kınandım,
Ben de herkes gibi aşkla sınandım.
En sonunda bir Allah’a inandım,
Neden yandım neden kandım bir bilsem.

Bir rüyaya dalan olmak istemem,
Eğri yolda kalan olmak istemem;
Hakikat var, yalan olmak istemem,
Neden yandım neden kandım bir bilsem.

Merhametsiz kalbim bir taş olmakla,
Göğe ermez başım bir baş olmakla.
Kim nailse, gözünde yaş olmakla,
Neden yandım neden kandım bir bilsem.

Bu bir öykü ağlamak var sonunda,
Bilmiyorum hangi rengin tonunda?
Göçmen kuşlar siz bir dala konunda,
Neden yandım neden kandım bir bilsem.

Alıp gider hal başımdan aklımı.
İnsan yanlış, yalan dünya haklı mı?
Bir gün çözmek var çözülmez saklımı,
Neden yandım neden kandım bir bilsem.

Hangi tabip bu yarayı sararmış,
Bir aynada gördüm, yüzüm sararmış.
Bu ne haldir böyle özüm kararmış?
Neden yandım neden kandım bir bilsem.

Yüreğimi sevgin ile ör benim,
Yüce Rabbim ahvalimi gör benim.
Bu âlemde kalan bir tek kör benim,
Neden yandım neden kandım bir bilsem.

Kaldır şöyle bir başını göklere,
İbret için dalsın gözün köklere.
Çul dururken büründüğüm kürklere,
Neden yandım neden kandım bir bilsem.

Hamit Hayal / Gönen / 16.12.2013

Ecel hiçliğe bir hüküm kusunca

Ezeli tükeniş hiçe karışmak,
Allaha açıldı eli nefsimin.
Uzun sürdü ölüm ile barışmak,
Sonunda büküldü beli nefsimin.

Ölüm bir yalnızlık, iki heceli,
İçimde taşıdım korkunç eceli.
En aşkın ateşe gündüz geceli,
Durmadan üflerdi yeli nefsimin.

Ölümü işlerken kaderin çarkı,
Hayat nağmelerden örülü şarkı.
Ezelin ebedden var mı bir farkı,
Gaybın ötesinde ili nefsimin.

Nefrete, günaha, küfre bilenip,
Aslında yıkıldım her gün ilenip.
Şimdi hakikati Haktan dilenip,
Allah’ı zikreder dili nefsimin.

Gönle ateş değdi dili susunca,
Dünyayı işlermiş kendi usunca.
Ecel hiçliğe bir hüküm kusunca
Kudreti kalmadı ölü nefsimin.

Hamit Hayal / Gönen / 07.12.2013

Biliyorum, her gül bir gün solacak

Ey Arş’ın sahibi, arzı yaratan,
Garip gönlümüze eren Allah’ım;
Aşıka maşukta aşkı aratan,
Bize sevgisinden veren Allah’ım;

Kâinat dilinde ne sırlar saklı,
İnsanın hikmete yetmiyor aklı.
Özünde bir olan, sözünde farklı
Varlığı vahdette deren Allah’ım.

Kahreyledin ibret almaz zalimi,
Yıldızlara yoldaş kıldın âlimi;
Benim böyle mahzun, mecnun halimi,
Bilip ve işiten, gören Allah’ım.

Akıbetim nedir, nasıl olacak,
Boş kalmaz, gidenin yeri dolacak;
Biliyorum her gül bir gün solacak,
İnsana bir kader ören Allah’ım.

Müminler sadıktır Hakka minnete,
Haktan mahrum olan mahkûm cinnete;
Kalpteki imandan sonsuz cennete,
Hakikatten bir yol seren Allah’ım.

Hamit Hayal / Gönen / 18.11.2013

Kimin yazmaz ”Hüvelbaki”, taşında

Bir gölgeden bir hakikat var olmaz,
Duçar olan derdi ile ağlarmış;
Bu dünya hiçbir kimseye yar olmaz,
Aşkı buldum diyen bile ağlarmış;

Kimi uçmak ister, arar bir kanat,
Kimi için zulüm sonsuz bir sanat;
Tahtlar düşer, viran olur saltanat,
İnsan için hayat çile, ağlarmış.

Bir kapıya yaklaş, bir kalbe sokul,
Ne öğretir hayat denen bu okul?
Ey Âdemden doğma aşktan olma kul,
El ağzında düşer dile, ağlarmış.

Uzak menzillere hayal kuranlar,
Bir bilinmez uzak eldir turanlar;
Alnı açık, başları dik duranlar,
Bir hükümle solan güle ağlarmış.

Aşıkların kurumuş gözyaşında,
Sevda vardır her sözünün başında.
Kimin yazmaz “ Hüvelbaki”, taşında,
İçten yanar döner küle, ağlarmış.

Hamit Hayal / Gönen / 02.11.2013

Ölüme al dedin, toprağa ısır

Bedene diriliş, ruha şevk ver de,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.
Döner bir değirmen, gam bizi yer de,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Ayrılık kahırdır, sitemi oktur,
Dünyada mihnet var elemi çoktur.
Aradım derdime bir dermen yoktur,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Hasret bir cemalde tüle bürünür,
Aşk bir kuru dalda güle bürünür;
Ezelden firak var, küle bürünür,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Kim isterse onun olsun altın taç,
Aynalar kırıldı, ak düşünce saç.
Bir edna kulum ben, himmete muhtaç,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Ey dilim, ne incit artık ne taş at,
Bin bir günahım var, her biri başat.
Nefsimden azat et, bir hakkı yaşat,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

İçim de kendimle her kavgam kısır,
Bir gün çözülecek, kalmayacak sır.
Ölüme “al”; Dedin, toprağa “Isır”,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Nicedir ben de bir yorgun beden var,
Bir derman düşleyip, hayal eden var;
Her varlık bir hüküm, bir de neden var,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Hamit Hayal / Gönen / 21.10. 2013

Bu dünya bir çile, ızdırap yurdu

Özüne dönmeli yüzünü insan,
Nefsin insafını taşlamak gerek.
Tattıkça acıyı, hüzünü insan,
Hayata yeniden başlamak gerek.

Ömrümüz öteye aşan bir akış,
Anla, kendini bil, zamana yakış.
Sevdayı kabul et, aşkı bir nakış,
Kalplerde sevgiyi işlemek gerek.

Hakbilirde vicdan imanla diri,
Günaha bulaşmaz, reddeder kiri.
Musalla taşında her hangi biri,
Sadete erdi mi, düşlemek gerek.

Ne ordular bozsa, yense neferi.
İnsan hüsrandadır, hiçtir zaferi.
Bir gün tamamlarız biz de seferi,
Hayat ve ölümü eşlemek gerek.

Kimini ağlattı, kimine vurdu,
Masumu inletti, azdırdı kurdu.
Bu dünya bir çile, ızdırap yurdu,
İmanda sabredip, kışlamak gerek.

Hamit Hayal / Gönen / 05.09.2013

Manası yok Yaradansız bir aşkın

Alır gider ecel bizi, sorulmaz,
Bilmem ki hâl nasıl olur ey nefsim?
Bir çözülmez sırdır, ölüm yorulmaz,
Her ölümden bir ibret al ey nefsim.

Anlamadım, ömür geçti bir anda,
Ne aradım, bulamadım bu handa.
Ölüm, hayat, madde, mana bir yanda,
Yaşadığın, yaptığın rol ey nefsim.

Keşke yetse insan fani demekle,
Dünya muradına erer yemekle.
Düş, kalk, yürü, yücel, sürün, emekle,
Hakikat Allah’a bir yol ey nefsim.

Emelimiz bitmez, ümitler çokta,
Varlığımız şu âlemde bir nokta.
Bu dünyadan gidip gelen hiç yokta,
Ağla içten, dert ile dol ey nefsim.

Bir gafletten başka nedir hülyamız,
Yarı ölüm gördüğümüz rüyamız.
Viran olur bir gün fani dünyamız,
Hakikate bir meftun ol, ey nefsim.

Bir vuslata uzar gider, yol aşkın,
Özünden sev, kederiyle dol aşkın.
Manası yok Yaradansız bir aşkın,
Bu âlemde ölmeden öl, ey nefsim.

Hamit Hayal / Gönen / 01.08.2013

İnsan

Muhakkak ki bir rüyada,
Neler neler görmüş insan.
Sonu fani bu dünyada,
Hakikate körmüş insan.

Tükenir nice şöhret, şan,
Ölüm hakikate nişan.
Nerede Resul-i Zişan,
Var mı yüz bin sormuş insan?

Kimi düşkün iradına,
Kimi meftun yar adına.
Sanmıyorum muradına,
Nail olmuş, ermiş insan?

Erilmez boyutlar ne ki,
Bir âleme denktir teki.
Kim akıllı, kimdir zeki,
Nice kafa yormuş insan?

Hayat zor her evresinde,
Ölüm en son devresinde.
Koza gibi çevresinde,
Ne duvarlar örmüş insan.

Aradım durdum özümü,
Açmam gerek kör gözümü.
Hakikatin var çözümü,
Neyi, nasıl sormuş insan.

Var mıdır bir dermediği,
Kalmaz gönül vermediği.
Belki aklın ermediği,
Çözülmez bir sırmış insan.

Hamit Hayal / Gönen / 23.07.2013

İnsan aşka muhtaç, sevgiye açta…

Nefis bu gaflete dalar da bir gün,
Bir ibret almaya yetmez mi ölüm?
Ömrün kapısını çalar da bir gün,
Can ile canandan etmez mi ölüm?

Nefsim uyan artık, gözlerimden ak,
Bir gül bahçesinde solan güle bak.
Ölüm bir hakikat, murat etmiş Hak,
Bir anda her yerde bitmez mi ölüm?

Yaşamanın günahına batanlar,
Nerde sevdasına sevda katanlar?
Bir gün sonsuz uykusuna yatanlar,
Bir gizli gayeyi gütmez mi ölüm?

Sır çözülür, yere düşer saklımız,
Anlamaya yetmiyor mu aklımız?
Kimdi zalim, her kim ise haklımız.
Başımızdan çekip gitmez mi ölüm?

Eleniriz içinde bir eleğin,
Bir perdeye düşer hükmü feleğin.
Kırılır kanadı süslü meleğin,
Gönül acıları tatmaz mı ölüm?

İnsan aşka muhtaç, sevgiye açta,
Ölümün izi var ak düşen saçta.
Kurulmuş bir saat vurur da, kaçta,
İnsanı toprağa katmaz mı ölüm?

Hamit Hayal / Gönen / 18.07.2013

“Bu dünyadan geldi geçti”; Denecek

Kimin için bitse bir gün bu rüya,
“Ecel şerbetini içti”; Denecek.”
Var olandan alır, vermez bu dünya,
“Herkes ektiğini biçti.”; Denecek.”

Bir çıkrık misali döner başımız,
Genç ihtiyar hiç fark etmez yaşımız.
Bilmiyorum her ne ise düşümüz,
“Hiç vakit kalmadı, geçti”; Denecek

Nice tok yüzünden güngörmez açlar,
Tahtlar devrilecek, düşecek taçlar.
İşaret verince ak düşmüş saçlar,
“Kimi eğri yolu seçti”; Denecek.

Her cemale bir nur, yüzü ak eden,
Dünyada var mıdır aşkı hak eden?
Ruhta hırs tükenir, toprakta beden,
“Nice kervan kondu, göçtü”; Denecek.

Bir gün bu öykünün sonu gelince,
Irmak selle coşar, dağlar yelince.
İnsan verdiğiyle gider elince,
“Dünyada yaşamak güçtü”; Denecek.

Nice hüsran tatmış, sevdaya kurgun,
İnsan yüreğinden alır bir vurgun.
Her kim aşk ararken düşerse yorgun,
“Günahtan arınmış, uçtu”; Denecek.

Tadarız bir bundan, birazda ondan,
İnsana acılar kalır her tondan.
Gafil bihabersiz bekleyen sondan,
“Kurulu saate kaçtı?”; Denecek.

Hakikat ne düşte, ne de bir falda,
Nefsim şu yorulmuş yollara dalda;
Omuzlar üstünde giderken salda,
“Dünyaya doymadı, açtı”; Denecek

Hakikat öncüsü, yüce pir adam,
Tarih neler gördü, nice mir adam;
Adı Hamit Hayal olan bir adam,
“Bu dünyadan geldi geçti”; Denecek.

Hamit Hayal / Gönen / 15.07.2013

Yorgun bir hakikate doğru koşacak ölüm

Hayat ile ölümün karşılaşma diyarı,
Burda yalnız ölümü bekleyen koridorlar.
Bir kere bozulmasın ömrümüzün ayarı,
Yalnızlığa yalnızlık ekleyen koridorlar.

Biraz sonra çalacak belki son defa kapı,
Bir gölgeyi beklerken tavana dalan gözler;
Giderek küçülecek yalan dünyanın çapı.
İnsan bu hasreti var, uzun yoları gözler;

Kim biliyor geceden sabaha var kaç vuruş,
Yorulmuş yüreklerde kim hisseder çağrıyı;
Biter düşme zamanı, kibir, gurur, dik duruş,
İnsan nasıl taşıyor ölüm denen ağrıyı?

Bazen bilmek adına bir divane dönüşü,
Her ruhun bedendeki yazılamaz isyanı;
Belki hicran doludur kandillerin sönüşü,
Yaşamak denen aşkın tadılmış mı nisyanı?

Ölüm her başlangıcın kucakladığı sonda,
Belki de son kapıyı açmasıdır göklerin.
Ölüm, renklerin bitip, ayrıntısız bir tonda,
Belki de yaşamaktan kopmasıdır köklerin.

Ya da akan zamana kurulduysa bir saat,
Bir zamanlar şakıyan dillerdeki kusmamı?
İnsan denen varlığın sahibinden bir vaat,
Güllerdeki son soluş, bülbüldeki susmamı?

Ağlamak, açılmayan kapı ardında çile,
Ağlamak, en nihayet sonun gelişi başa;
Ölüm içinde ölüm, ölümü yense bile,
Ömür bir tadımlık aşk, sığar bir damla yaşa.

Bazen de zor dağların düşüşü, yücelerden,
Bozulmuş yuvalarda ağlayışı kuşların;
Ölüm ne ister bilmem, biz garip cücelerden,
Ölüm, beklide sonu gelmesi yokuşların.

İnsanın gurbetidir iki kapılı bir han,
Denilecek ki bir gün”; Bir hiçmiş geri kalan”,
Bir sır ki ötelerden, aynadaki bir nihan,
Yalan bu dünya yalan, ta en başından yalan.

Biz devleri biliriz, hâlâ varlar masalda,
Belki de bir rüyadan çıkıp ta geldi onlar,
Şimdi onlar bir çocuk, omuz üstünde salda,
Belki de yaşamaktan bıkıpta geldi onlar.

Ömrün son şafağında, belki eda zamanı,
Belki yorgun bir yüzde derin coşacak ölüm;
Ufka dalan gözlerde şimdi veda zamanı,
Yorgun bir hakikate doğru koşacak ölüm.

        Hamit Hayal / Gönen 29.05.2013

Rabbim rahmetini sun bu gecede

Alın yere değsin, kalp yapsın secde,
Yüce yaratanı an bu gecede;
Beden tazim etsin, ruh gelsin vecde,
Kalbinde bir hüzün yan bu gecede.

Yenilmiş kalplerden bir gül derince,
Bir nedamete Hak bir nur verince;
Zirvenin hükmü mü kalır erince,
Sultan olur mümin, han bu gecede.

Bilmez fanilikten etsin şikâyet,
Kimler geldi geçti, boş bir hikâyet;
Kimi hüsran buldu, kimi hidayet,
Teslim olsun Rabbe can bu gecede.

Ölüm bu, göklerden iner aheste,
Her ömür harcanır bir ten kafeste;
Murat almak varsa bir son nefeste,
Allah’ı müjdeler tan bu gecede.

Dil şahadet eder vahdette biri,
Hak ezelden vardır, ebedde diri;
Arınsın kalplerden dünyanın kiri,
Mümine bir müjde şan bu gecede.

Bir sona koşmaz mı, ağaysa, beyse,
Nice başlar düşer bir ölüm değse;
Mümin için hayırlısı her neyse,
Rabbim rahmetini sun bu gecede.

Hamit Hayal / Gönen / 16.03.2013

Sana bu âlem de bir Allah yeter

İmani bir aşkla vurulan kalbim,
Ezel de, ebed de pir, Allah yeter;
Yaradan aşkıyla durulan kalbim,
Sana bu âlem de bir Allah yeter.

Hikmeti tecelli eden de kişi,
Hakikati arar neden de kişi;
Ölmeden ölmeli beden de kişi,
Arınsın kalbinden kir, Allah yeter.

Hakikat dilinde belki hiçimde,
Maşuka âşık kalp ağlar içimde;
Çözmüşüm sırrını en saf biçimde,
Allah’tan her hayır, şer, Allah yeter.

Yaratan katından gönlümüze bağ,
Hangi nefis ölmüş hangi nefis sağ;
Zamana ant olsun, şahit olsun çağ,
Niyazda bir kalple er, Allah yeter.

Bizimle kaderi karmış olan Zat,
Özümden cüzüme sarmış olan Zat;
Bize bizden yakın varmış olan Zat,
Göz ile gönlümde nur, Allah yeter.

İnsanı ya aşık ya maşuk eder,
Takdir kaleminin yazdığı kader;
İsyan derdimdendir bende bu keder,
Hakikat yoluna gir, Allah yeter.

                     Hamit Hayal

Artık beni güldürmüyor hiçbir şey

Bahtım yaraladı, kader küstürdü
Olmazları oldurmuyor hiçbir şey.
Dert ağlattı, her gün keder küstürdü
Yüreğimi doldurmuyor hiçbir şey

Bir cemale dal bir aşkı emel et
Dost gönlünde bir vuslatı amel et.
Hak üstünde kur dünyanı, temel et
Bir düşe de daldırmıyor hiçbir şey.

Sükût etti, dil söylemez lâl artık
Var bir ibret alacaksan al artık.
Bundan sonra bir divane hal artık
Boş bakışı kaldırmıyor hiçbir şey.

Ne sitem et ne bir dolu kinle yat
Bülbül çiler, hasretini dinle yat.
Bir selvinin gölgesinde inle yat
Kederime aldırmıyor hiçbir şey.

Saç ak oldu, karlar yağdı başına
Yıllar geçti vardın bunca yaşına.
Gözün dalsın bir mezarın taşına
Artık beni güldürmüyor hiçbir şey.

Hamit Hayal / Gönen / 17.04.2013

Döneni görmedim gittiği yerden

Ezelden hüküm var ölüm tatmaya,
Bizden alacağın bir can mı kalır?
Sonunda koynuna girip yatmaya,
Söyle kara toprak, bir an mı kalır?

Seneler tükendi, yaş bilmem ki kaç,
Kaldı mı nefsimden verilmedik baç;
Aç bana koynunu kara toprak aç,
Hancıdan geriye bir han mı kalır?

Ölüm muhakkaktır, gelecek başa,
Sığınmak isterken bir damla yaşa;
Gözlerim dalar bir dikili taşa,
Nişanem silindi, bir şan mı kalır?

Ölüm ne geç gelir ya da ne erken,
Ne çabuk tükendi bir ömür derken;
Ben kendi halimde ömrümü yerken,
Zaman, mekân ya da bir yan mı kalır?

Kimi hasretince dilinip gitti,
Kimi şöhretince bilinip gitti;
Bir iz bırakmadı, silinip gitti,
Dünyada sultanlar, bir han mı kalır?

Varmıdır dünyada düşmedik derde,
Korkağa dokunur, değmez mi merde;
Kader hüküm kılar düşer bir perde,
Esrarı çözüldü, nihan mı kalır?

Ne canlar var idi, baş eğmez erden,
Yer ile göklerden, bilmeyiz nerden;
Döneni görmedim gidilen yerden,
Her biri sonunda üryan mı kalır?

                 Hamit Hayal

Mümin kimyamadır iman karışım,

Aşkımdan inleyip, yanmasa gönlüm,
Aşkın bir mabedi var diyemezdim.
Aşk benim gönlümde var olmasaydı,
Dilim dönmez, belki yar diyemezdim.

Aşk benim gönlümden ezeli aşkın,
Yorulmam resmini çizmekten aşkın;
Ben aşkı bilip de, olmazsam şaşkın,
Gel gönül yaramı sar diyemezdim.

Ölüm kaderde var, zaten hep diri,
Mutluyum kalbimde oldukça biri;
Elime değseydi dünyanın kiri,
İmandan insanda ar diyemezdim.

Gönülden olmuş ki göze akışım,
Sevenin gönlünde eşsiz nakışım;
Kalptendir kalpleri derin yakışım;
Yandığım her hasret nar diyemezdim.

Aşkın hasretini aynada sürüp,
Günahtan bir defter ağladım dürüp;
Yoksa yokluklardan bir yokluk derip,
Üstüne bir dünya kur diyemezdim.

Benim hakikatle aramda perde,
Bir sırdan çözülüp, dönmüş bir derde;
Zamanın dışında kaldığım yerde,
Hakikat kalbimde nur diyemezdim.

Hakikat, hak ile olan barışım,
Her gün bir ümitle hakka varışım;
Mümin kimyamda var iman karışım,
Yoksa ben nefsime dur diyemezdim.

                        Hamit Hayal

Padişah-ı cihan olsan ne yazar?

İnsan fani, dünya zaten bir yalan,
Yerde yüce bir han olsan ne yazar?
Bakidir ölümden her ibret alan,
Âlemde bir ilhan olsan ne yazar?

Bir ölüm fermanı boynunda yafta,
Secdeye değsin baş girdiğin safta;
Hesapla ömrünü, kaç ay kaç hafta,
Gönülde bir dilhan olsan ne yazar?

Batıni seyirde ne sen ne beniz,
Hakikat malumdur, bir sonsuz deniz,
Ay batmış yüzünde, sararmış beniz;
Esrardan bir nihan olsan ne yazar?

Zahir ve batında bir Allah bengi,
Ne sultanlar helâk, kaybetti cengi.
Madde ve manada kurdun mu dengi,
Hasbahçe de Gülhan olsan ne yazar?

Akıbet bir ölüm gelecek başa,
İstersen pis nefsim tam bin yıl yaşa;
Kalbin hakikati döndüyse boşa,
Padişah-ı cihan olsan ne yazar?

                      Hamit Hayal

Değmezmiş

Hak yol diye tuttuğumu elimden,
Alan dünya benim olsa değmezmiş.
Boşa gider her yalvarış dilimden,
Yalan dünya benim olsa değmezmiş.

Benim sonsuz hakikatle barışım,
Hiç sır değil mayamdaki karışım.
Bir imana varmıyorsa yarışım,
Kalan dünya benim olsa değmezmiş.

Kimi bir rüya ya daldı hoş deyip,
Kimi arkasını döndü boş deyip;
Ömrümüzü her emele koş deyip,
Çalan dünya benim olsa değmezmiş.

Yüreğime etmedikçe aşk tesir,
Anlatamam her günahım bir nesir.
Fani varlığımı ömrümce esir,
Alan dünya benim olsa değmezmiş.

Sabretmeli, sıkmalıyım dişimi,
Bunca kahır dövüp dursun döşümü.
Nice derin hasret dolu düşümü,
Bölen dünya benim olsa değmezmiş.

Beni yakan her günahım özümde,
Dil arınıp kalmamalı sözümde.
Yıllar oldu ben ölmeden gözümde,
Ölen dünya benim olsa değmezmiş.

                  Hamit Hayal

Dünyada gördüğün ne varsa süstü

Nefsim senin için ceylan bakışlı,
Neden âlemin kör, yüreğin sönük?
Kimi sana meftun, kimisi mecnun,
Nicedir yönümüz hep sana dönük.

Aslında bu hayat hep bizi dener,
Varsın her isteyen dünyaya kansın;
Bu mülkün sultanı, kuvvet mi ener,
Bilmeyen ne için ve neden yansın?

Sensin gönlümüzde bir tek sevgili,
Var mı senden başka sonsuz anılmış
Neden bitmez kulda istek sevgili,
Neden kalp hüsranda, diller yanılmış?

Elemde ne varsa, emelde odur,
Hâlâ anlamadın aşk neden ırak;
Zirvede aşk varsa, temelde odur,
Yeter ki sevgiden bir eser bırak.

Nice üryan gelir, libas giyemez,
İnsan neden mağrur, erilmez baştır?
Neden kimisi hiç sevgi diyemez,
Neden bazı kalpler bir kara taştır?

Ey sabır, ağrıyı dindiren acı,
Varmıdır dünyada nefsimden beter?
Ey nefsim sultan ol, giy aşktan tacı,
Sana bu dünyada bir ölüm yeter.

Derim ki ey nefsim gerçeği ara,
Dünyada gördüğün ne varsa süstü.
Neden hep mahzunsun düşünce dara,
Neden hayat denen şey sana küstü?

                       Hamit Hayal

Bir Allah yeter

Derd-i hasretiyle vurulan kalbim,
Ezel de, ebed de pir, Allah yeter;
Yaradan aşkıyla durulan kalbim,
Sana bu âlem de bir Allah yeter.

Hikmeti tecelli eden de kişi,
Hakikati arar neden de kişi;
Ölmeden ölmeli beden de kişi,
Arınsın kalbinden kir, Allah yeter.

Hakikat dilinde belki hiçimde,
Maşuka âşık kalp ağlar içimde;
Çözmüşüm sırrını en saf biçimde,
Allah’tan her hayır, şer, Allah yeter.

Zamana ant olsun, şahit olsun çağ,
Hangi nefis ölmüş hangi nefis sağ;
Hakikat yolundan gönlümüze bağ,
Niyazda bir kalple er, Allah yeter.

Bizimle kaderi karmış olan Zat,
Özümden cüzüme sarmış olan Zat;
Bize bizden yakın varmış olan Zat,
Göz ile gönlümde nur, Allah yeter.

Bir ömür boş biter olursan heder,
İsyan derdimdendir bende bu keder;
Takdir kaleminin yazdığı kader,
Hakikat yoluna gir, Allah yeter.

              Hamit Hayal

Ölümü özüme sevdirmek derdim

Yalancı dünya ya ömrümü verdim,
Ömür gelir geçer, anlayamadım.
Ölümü özüme sevdirmek derdim,
Ömür gelir geçer, anlayamadım.

Sonunda, ortada ya da başında,
Bilemezdim ömrün hangi yaşında;
Kalan bir isimdir mezar taşında,
Ömür gelir geçer, anlayamadım.

Anneler kalbiyle bağlarken çocuk,
Bir sevgi selinde çağlarken çocuk;
Ölüm var diyormuş ağlarken çocuk,
Ömür gelir geçer, anlayamadım.

Nice sevdalarla yananlar nerde?
Bir nefis düşünde kananlar nerde?
Ölüm çok uzakta sananlar nerde?
Ömür gelir geçer, anlayamadım.

Mecnunlar göç etti bir garip halda,
Nice kuşlar vardı, sultan bir dalda;
Belki bir teneşir ya da bir salda,
Ömür gelir geçer, anlayamadım.

Toprağın altında sonsuza yatar,
Ne diller konuşur ne bir kalp atar;
Yeni bir menzilde göç katar katar,
Ömür gelir geçer, anlayamadım.

Her nefis ölümü tadınca anlar,
Kondu ve göç etti kudretli hanlar;
Hakikat hükmüne baş eğdim canlar,
Ömür gelir geçer, anlayamadım.

                      Hamit Hayal

Görmezdi gözlerim, bedenim hasta

Ta asr-ı sadetten önceydi kinim,
Zindandı bu dünya, ruhumda yasta;
Tuttu ellerimden, yüceltti dinim.
Görmezdi gözlerim, bedenim hasta,
Zindandı bu dünya, ruhumda yasta.

Örülmüş her duvar kalın bir perde,
Yeter ki ey nefsim koş, aşka erde;
Çürürsen hakikat, hak başka yerde.
Görmezdi gözlerim, bedenim hasta,
Zindandı bu dünya, ruhumda yasta.

Yıkılsın içinde put, nura dokun,
Son sürat üstüne gelen her okun;
Benden beni almak gayesi yokun.
Görmezdi gözlerim, bedenim hasta,
Zindandı bu dünya, ruhumda yasta.

Verilen söz değil bir kuru vaat,
Allah’ı bulmaktır amel ve taat;
Kader bir hükümdür, ölüm itaat.
Görmezdi gözlerim, bedenim hasta,
Zindandı bu dünya, ruhumda yasta.

Çözülür âlemde, çöker her yapı,
Ölümle aramda yalnız bir kapı;
Okundu dünyanın bir ömür çapı.
Görmezdi gözlerim, bedenim hasta,
Zindandı bu dünya, ruhumda yasta.

                     Hamit Hayal

İnsan gerçeğine dönecek bir gün

İnecek bir ucu gökteki perde,
İnsan gerçeğine dönecek bir gün;
Kalbin hakikati bulduğu yerde,
İnsan gerçeğine dönecek bir gün.

Kışlar ne ezeldir ne ebed yazı,
Aslolan bir ömrün ne çok ne azı;
Göklerden bir hüküm alında yazı,
İnsan gerçeğine dönecek bir gün.

Hakikat saklıdır gözün yaşında,
Herkes bir rol almış ta en başında
İnce bir sanat var Hakkın işinde,
İnsan gerçeğine dönecek bir gün.

Nefsine itilmiş var bunca insan,
Hali aktarmaya yetmiyor lisan;
Batında bir ayda, zahirde nisan,
İnsan gerçeğine dönecek bir gün.

Kaderin elinde insan bir esir;
Bir derin hikâye, bir sonsuz nesir,
Takdir kaleminde Allah tek tesir,
İnsan gerçeğine dönecek bir gün.

Hakikat bir sırdır, nedende neden,
Ruha giydirilmiş bir köhne beden;
Dünyayı kendine yar ve mülk eden,
İnsan gerçeğine dönecek bir gün.

                         Hamit Hayal

Ne sonsuz durur?

Yeter rızasını kazansam hakkın,
Nicedir sahteden ben sah istemem.
Gönül var gönül’e manaca yakın,
Derdim var, üstüne bir ah istemem.

Hilaf-ı hakikat yoktur sözümde,
Hak vardır arayın benim özümde.
Derin hasretlerle yanmış yüzümde,
Görünenden başka bir mah istemem.

Boşalan şişeden gam içe içe,
Hayatta karışıp gitmek var hiç’e.
Ne ızdırap dolsun, ne ukde içe,
Hakikatten başka bir rah istemem.

Allah’a imandır en haklı gurur.
Bakan göz dökülür, tutan el kurur.
Yıkılmaz olan ne, ne sonsuz durur,
Nebiyi Zişan’dır, ben şah istemem.

Sonsuzluk adına boşa ördüğüm,
Nasıl çözülecek bu zor kördüğüm.
Yıllar yılı hep nefsimle gördüğüm,
Kör şeytan’a lanet, günah istemem.

Derin mi yaşarım, yoksa sademi,
Nefes mi tükenir, hayır vademi?
Neden toprak alır, vermez âdem’i,
İmandan başka bir silah istemem.

Çürütüp saltanat sürerken kurtlar,
Sahteymiş mukaddes bildiğim kutlar.
Lanet olsun size ey zalim putlar,
Ben Allah’tan başka ilah istemem.

                    Hamit Hayal

Önce Allah’ı sevdim

 

İman dolu ruhumun kuşattığı bedenle,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.
Ben aklımın gösterip yücelttiği nedenle,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı. Read the rest of this entry »

Koş Allah’a koş

Dünya da meçhulü arayan insan,
Gerçeğe varmaya koş Allah’a koş.
İnsandır bir derde yarayan insan,
Bir yara sarmaya koş Allah’a koş.

Bunca hayal ile yapıp tören sen,
İdraksiz çevrende koza ören sen;
Kaderi aşılmaz engel gören sen,
Dağları yarmaya koş Allah’a koş.

Hayat bu yolları uzun ve ince,
Her kul yaşayamaz gönül evince.
Nasıl varır insan sonsuz sevince,
Bir kafa yormaya koş Allah’a koş.

Ruh sonsuz, ölümü tadan beden var,
Neden çaresizdir, insan neden var?
Her şeyi yokluktan bir var eden var,
Arayıp sormaya koş Allah’a koş.

Hayatın bir rüya, amelin kısır,
Ey nefsim ne gıybet et ne et ısır.
Her perde çekilir, çözülür her sır,
Huzura durmaya koş Allah’a koş.

Yollar mı çıkmazda, ruhta mı darlık,
Talih mi ters döndü, bitti mi varlık?
Dile Allah verir hüküm ve yarlık,
Bir dünya kurmaya koş Allah’a koş.

                          Hamit Hayal

Bayramınız mübarek olsun

Hasretin sonunda mutlu çağa biz,
Dostlar bayramınız mübarek olsun;
Yine vuslat ettik kutlu çağa biz,
Dostlar bayramınız mübarek olsun,

Bitsin içimizde derin çatışma,
Ne bu kavga, ne bu yersiz atışma;
Gönül sükut bulsun, kalpler yatışma,
Dostlar bayramınız mübarek olsun.

Hakkı bulmak, nail olmak erince,
Rahmet kapısından sevgi derince;
Kul dilesin verir Rabbim verince,
Dostlar bayramınız mübarek olsun.

Sessiz kapıları çalıp bu bayram,
Sevgi deryasına dalıp bu bayram;
Gönüller yapalım alıp bu bayram,
Dostlar bayramınız mübarek olsun.

Mümin taat eder, özde umutlar,
Terkedin dünyayı kara bulutlar;
Bu bayram aşılsın derin buutlar,
Dostlar bayramınız mübarek olsun.

İç dünyanı yeni baştan kur bugün,
Yüce Rabbin huzurunda dur bugün,
Tevekkül et, gökten insin nur bugün;
Dostlar bayramınız mübarek olsun.

                       Hamit Hayal

Şehr-i ramazan

Mümin arınma da, yüzler nurani
Kuranın kalplere indiği aydır.
Yeniden bir hayat başlar kurani
Rahmetin ruhlara sindiği aydır.

Perdeler çekilir, müminler tanış
Yüce Peygambere hasretle yanış.
Kadr-i mutlak olan Allah’ı anış
Korkunun, kederin dindiği aydır.

Hesabın günüdür, bir ön duruşma
Bu ayda simada yoktur buruşma.
Mümin sükut eder, nefis vuruşma
Müminin nefsini yendiği aydır.

Gafil idrak etmez ise atışır
Elbet iman ile küfür çatışır.
Bu mübarek ayda kalpler yatışır
Nar-ı cehennemin söndüğü aydır.

Bu ay bir ömre bedel bin ayla
Bir derin tefekkür, imani sayla.
Ruhları diriltir, yüceltir hayla
Dünyanın rahmetle döndüğü aydır.

Mümin biat edip kurdukça bağı
Ölü kalp dirilir, uyanır sağı.
Şehr-i ramazan ki rahmetin çağı
“Kulum cennet’e gir” dendiği aydır.

Hamit hayal / Gönen / 17.08.2011

Özledim

Alem düşerken sensiz, inlerken yerde beşer,
Mazlumun imdadına erişini özledim.
Ey aklım kudretim ol, ey iman bende yeşer,
Ümidi nice kula verişini özledim.

Biz ayrılan yolların solunda, sağındayız,
Yine Bedri aratan zor Uhut dağındayız.
Ey efendim yine biz şirk ve put çağındayız,
Putları yıkıp yere serişini özledim.

Senden başka her şaha, padişaha, hana ret,
Çilesiz bülbüllere, gülşen’de nihana ret.
Alemler efendisi sensiz bir cihana ret,
İtaat eden bir ümmet derişini özledim.

Kainat zikrederken yüce Rabbi an be an,
Unutulmuş hakikat, ehl-i dilde yok beyan.
Efendim siz bir zaman Kisra’ya mektup yazan,
Yanmış gönülde yara sarışını özledim.

Benim sonsuz mürşidim, her müşkülüme arif,
Lütfen düşüme girin, doğruyu edin tarif,
Siz ne muhteşem resul, sanatkâr, ince, zarif,
Nice farklı milletten karışını özledim.

Efendim bu ayrılık, bu hasret beni yerde,
Nolur ölüm bulmasın nurun olmayan yerde.
Bir imdat eyle bize, yalnız bir ümit ver de,
Mekke’den Medine’ye varışını özledim.

Efendim bir rüyamda szi gördüm, yüzünle,
Gam mı, keder mi desem, belki biraz hüzünle;
Beni bahtiyar kılan, insan olan özünle,
İslam’ın sonsuz tadı barışını özledim.

                                            Hamit Hayal

Search
Advertisement
Uyarı
Yayınlanan yazıların tüm hakları 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre Hamit Hayal’e aittir.Alıntı yapılan yazı, alıntı yapılan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir
Yazılarımızın bir kısmına Facebook sayfamızdan da ulaşabilirsiniz
Sayfalar
Son Yazılar
Slideshow
Gallery
1974 1975 4_0 3_0 2_0 6
memurlar.net
Tarihte Bugün

Tarihte Bugün v.8.0
NewStatPress
Visits today: _
UserOnline
1 User Browsing This Page.
Users: 1 Guest
Flash MP3 Player

Here is the Music Player. You need to installl flash player to show this cool thing!

Arşivler
Son Yorumlar