Archive for the ‘Tarih ve Kahramanlık Şiirleri’ Category

Geçmiş zaman bizim için bir rüya

Milletimin hasletinden çağ yoksun,
Bekliyor ki kıyam etsin bu devlet.
İsterdim ki Muhammedi gül koksun.
Bekliyor ki kıyam etsin bu devlet.

Unutmak zor hüzün değmiş lalemi,
Yemende biz soldurmuşuz halemi.
Kafkasya’da mazlum İslam Âlemi,
Bekliyor ki kıyam etsin bu devlet.

Nasıl viran oldu, düştü tacımız,
Kudüs bizim ortak, onmaz acımız.
Namus ehli Bosna’da ki bacımız
Bekliyor ki kıyam etsin bu devlet.

Bir tarih var, hakikatin izinde,
Dünü yazdım, siz yolları çizin de;
Öksüz balam hasretlerin dizinde,
Bekliyor ki kıyam etsin bu devlet.

Kurulu bir saat bir gün vuran da,
Bir olur mu yürüyenle duranda.
Yüce Allah bir yol çizmiş kuranda,
Bekliyor ki kıyam etsin bu devlet.

Ne hayaldir bu hasretim ne hülya,
Geçmiş zaman bizim için bir rüya.
Acıların mahvettiği bu dünya
Bekliyor ki kıyam etsin bu devlet.

Hamit Hayal / Gönen / 27.06.2017

Giy aşkını gönül, zırhını kuşan

Aziz vatanımın her bir taşına
Rengin kaderimden engin öz verdim.
Türklüğü koydum da sözün başına,
Şimdi perde inmiş bir çift göz verdim.

Gelinlik çağında kızımın vakti
İmanla yapmışız bir gönül akti.
Şu vatan uğruna ömürden nakti
Nesilden nesile yüz bin kez verdim.

Sonsuzluk demine artık ulaşan
Şahadet ehline yetmez mi bu şan.
Giy aşkını gönül, zırhını kuşan
Toprağa önce kış, sonra yaz verdim.

Gazam baki kalsın, saklı hazarım
Destanlar mı gerek, yine yazarım.
Şimdi bir gerçeğe değdi nazarım
Bu aşka şımarsın diye yüz verdim.

Dağı, taşı, gülü hep başka bu yer
Konudur sevdaya, her aşka bu yer
Son sevgili dedim, buldum da değer
Ruhlar tutuştursun diye köz verdim.

Alnımdaki yazı, kaderden hüküm
Vatana sevdamdır en ağır yüküm.
Ömrümü armağan etmeye Türk’üm
Namusum, şerefim diye söz verdim.

Hamit Hayal / Gönen / 13.12.2016

Zaman bize bir günde gül bırakır

Bu yerlerde bozkır ıssız ve engin
Gün altında ne kalpleri yakarken.
Bir yerlerde bir tarih var ve zengin
Ne zamanlar gördüm düne akarken.

Tarih der ki sayfasının birinde
Ne sıradan yaşam burada ne sorun.
Güzel yüzler gül saçarmış şirinde
Makam, mevki, mansıp ya da ne orun

Kim aşina, kiminin bir bildiği
Ulu atam şimdi çekmiş bir perde.
Kim ne bilsin hatıramdan sildiği
En görkemli yüce dağlar bu yerde

Bu yer ruhun ötelere erdiği.
Aslında dün başlamakta biterken.
Bir hasrettir bize geri verdiği
Kimse kalmaz bugün dünü iterken.

Diriliş var yine belki yakında
Bozkırların zor çağrısı rüyamda.
Yine Türk’ü gördüm kutsal akında
Kalbin bir hoş ağrısı var rüyamda.

Anladım ki kapılınca bu sele
Zaman bize bir günde gül bırakır.
Olmak ya da olmamakmış mesele
Ya da yakar bir günde kül bırakır.

Hamit Hayal / Gönen / 24.04.2016

Bu kahraman millet, Türk Anadolu

Hüzün bize kader, ağlarken dil şen
Vatan sana minnettardır Mehmetçik.
Yine bir sevdayla gül açmış, il şen
Vatan sana minnettardır Mehmetçik.

Şu kara toprağa bir ömür katan
Alp Arslan ceddindi, Fatihti atan.
Bir gül bahçesinde sonsuza yatan
Vatan sana minnettardır Mehmetçik.

Toprağa düşerken bile en metin
Ruhun mu muzdarip, sızlar mı etin?
Dünyada ölmekten daha ne çetin
Vatan sana minnettardır Mehmetçik.

Daha bir fidansın tazesin, dinçte
Dünyayı zül saydık, ölümü hiç de.
Çağlayan en derin hasret var içte
Vatan sana minnettardır Mehmetçik.

Her öykün bir akıl, zarafet nükten
Kader mesul tutmuş Hak denen yükten.
Allah’a emanet her şehit Türkten
Vatan sana minnettardır Mehmetçik.

Sarsılmaz irade, kalp iman dolu
Sarp dağlardan geçti istiklal yolu.
Bu kahraman millet, Türk Anadolu
Vatan sana minnettardır Mehmetçik.

Hamit Hayal / Gönen / 20.02.2016

Vatan

Bahtıma yazılmış mukaddes mülküm
İlk ve son adımı attığım toprak.
İmanla yoğrulmuş en yüce ülküm
Vatan her duyguyu tattığım toprak.

Belki de kaderin en güzel cüzü
Cennetten bir misal burada yeryüzü.
Ne zaman kalbime düştüyse güzü
Nice hasretime kattığım toprak.

Benzim solar belki, sararır betim
Ruhumla yanarım, muzdarip etim.
Şafak sökmesini bekler her yetim
Uğrunda belaya çattığım toprak.

Çok bayramlar tattık, ağladık yasta
Kem talih dedim ben her arsız kasta.
Sevmekle vurgunum, gülüne hasta
Nice aşka dilek tuttuğum toprak.

Ya sonsuz hayaldir ya da bir rüya
Vatan bir âlemdir, farklı bir dünya
Sevenler de ölür, hakikat bu ya
Koynunda sonsuza yattığım toprak.

Hamit Hayal / Gönen / 04.02.2016

Bu çağ gözyaşından ne verdi başka

Kutlu bir menzilde Hira, Nur Dağı
Neden yürümeyip, duruyor Türkler?
Düşündüm muhteşem yeni bir çağı
Dünyayı yeniden kuruyor Türkler.

Kanatlı bir atlı gelir mi dize
Çağlar yol veriyor, çekilip bize.
Kadere doğru bir yol çize çize
Yeniden bir mühür vuruyor Türkler.

Elbet yenmek için vardır her sorun
Gelmek elzem oldu üstünden zorun.
Dede tarih yazdı, devraldı torun
Yeni bir bakışla yoruyor Türkler.

Kalpler hakikate meyildi çünkü
Gövde düştü, başlar eğildi çünkü.
Bir zamanlar böyle değildi çünkü
Nurlu şafaklara varıyor Türkler.

Hakikat zannedip hayali kaşka
Sanki bir masalda gelmişti aşka.
Bu çağ gözyaşından ne verdi başka
Düşün, yaraları sarıyor Türkler.

Bu davaya baş koyup, can verenler
Geri döndü tarihten Alperenler.
Su üstüne seccadeler serenler
Artık kıblesini arıyor Türkler.

Hamit Hayal / Gönen / 02.02.2016

Vatan sevmek elbet aşkın en zoru

                                     Türkün sonsuzlaşan çocuklarına

Sonsuzluk yolunda belki bir fasıl
Ebedi bir yaza hazan şehidim.
Daha ne gördün sen, cennet var asıl
Der mutlu bir kader yazan şehidim.

Kalbinde taşırdın ateşten koru
Vatan sevmek elbet aşkın en zoru.
Cevabını buldu şimdi her soru
En güzel sevgili Nazan, şehidim.

Omuzda taşınan her ölüm yükte
Ürper bu imandan, ey küfür ürk te.
Var olmak sırının hikmeti Türk’te
Aşkın bengi taşa kazan, şehidim.

Varsın ateş dolsun neslimin koynu
Emin ol bükülmez yetimin boynu.
Kuvvet ve kudretle her kirli oynu
Coşkun bir imanla bozan şehidim.

Dile gelin dile ey kalpsiz taşlar
Düşer mi bu vatan, düşse dik başlar.
Bir engin hasrettir gönülde yaşlar
Gözümden damlarsa bazen, şehidim.

Hamit HAYAL / Gönen / 29.01.2016

Bu dünyanın değil mümini handan

Bir yenik sevdayla bitti son sefer
Mehter hicranları vuruyor şimdi.
Sonsuz uykusunda yalnız bir nefer
Hüzünle kalbimi buruyor şimdi.

Talih bize çok mu gördü yaşamı
Zafer sarhoşunun vurgun akşamı.
Bağdat’ı kaybettik, yitirdik Şam’ı
Gözümde yaş yeni kuruyor şimdi.

Yükseliş düşüşe evrildiği gün
Yönümün geriye çevrildiği gün.
Zafer taçlarının devrildiği gün
Hatıramda taze duruyor şimdi.

Ne ruhum ayakta, yücede ne ser
Kim ölmeyi ister, kim ümit keser?
Yorgun coğrafyamda gam yeli eser
Nerde kaldım diye soruyor şimdi.

Bu dünyanın değil mümini handan
Kaldı mı nur için geçecek candan?
Mazlumlar ağlarken zalim bir yandan
Kim bilir ne düşler kuruyor şimdi.

Gelmiyor içimden koyulmak işe
Çare yok ağzımda dökülen dişe.
Ne zaman yol döner yeniden Niş’e…
Bu hikâye beni yoruyor şimdi.

Hamit HAYAL / Gönen / 27.01.2016

Bu bahtsız coğrafya ağlarken yine

Vatan ve milleten, kültür ve dine
Yüklendi sırtına her derdi Mehmet.
Bu bahtsız coğrafya ağlarken yine
Toprağın bağrında can verdi Mehmet.

Şu vefasız zaman her ömrü yerken
Bir kader hükmü bu, gül solar erken.
Son gece, ardından son şafak derken
Sanki bir sabaha gün erdi Mehmet.

Ne bu vatan düşer ne biter canlar
Aşkın sırrı burada, her bilen anlar.
Kalkın ey sultanlar, dirilin hanlar
Yol dönülmez olsa, giderdi Mehmet.

Tarih yine yazar bu coşkun cengi
Ne misli görüldü ne vardı dengi.
Şimdi çiçeklerde bir ölüm rengi
Bütün zamanların en merdi Mehmet.

Bilmeyiz, kimliği nedir zilletin
Küfür yoldaşıymış mutlak illetin.
Ne gam ne kasavet, bu zor milletin
Her biri bir aslan, her ferdi Mehmet.

Gafiller aldanır, kim sansa köksüz
Dağlar yere iner, kalmaz ya göksüz.
Yetimler bıraktı gül yüzlü, öksüz
Allah’a dönerken kederdi Mehmet.

Bir yanda Hak bilmez arsız, azanlar
Bir yanda fıtratı yüce nazanlar.
Tevhidi toprağa kanla yazanlar
Şahadet, alnında kaderdi Mehmet.

Hamit Hayal / Gönen / 14.09.2015

Ve Allah diledi, nur indi çöle

Zulüm zail olur, kahrolur zillet
Son asr-ı sadeti özlemekteyim.
Muhakkak dönecek aslına millet
Mutlu bir şafağı gözlemekteyim.

Ne işin var hâlâ çıkmaz bir yönde
Dedim ki “Milletim kendine dön de.”
Mürşid-i kâmilim peygamber önde
Hak ile batılı yüzlemekteyim.

Sonu hüsran olan nice sürünen
Değer mi uğrunda bunca çürünen?
Yılar var ki yüz bin yılda yürünen
Fikrimde dağları düzlemekteyim.

Dünyayı ayakta tutan son amil
Dün rüyama girdi mürşid-i kamil.
Cenupta ruhlar var, şimalde Şamil
Yükselecek şarkı izlemekteyim.

Ve Allah diledi, nur indi çöle
Sevindim gözyaşım döndü bir göle.
Çağ zulmü baş etti, mümini köle
Hudutsuz çilem var, gizlemekteyim.

Hamit Hayal / Gönen / 19.07.2015

Şimdi bahar bir sevdadır Herat’ta

Kafkasya’nın karlı dağı göklerde
Boynu bükük eser orda yel şimdi.
Atam göçmüş, kurumuş ya köklerde
Nice sevdiklerim orda el şimdi

Her dem gözyaşıdır tarihte yazan
Mevsimler uykuda, yıllar bir hazan.
Hasret bir yangındır Tuna da azan
Kudret bitti, bükülmede bel şimdi.

Hak yolunda düşen yüce başları
Mahzun bekler yorgun mezar taşları.
Neden düştük, neden bu gözyaşları
Dikenler içinde kalmış gül şimdi

Engin yokuşlara atımı vurdum,
Yine coşkun hallerimle düş kurdum.
Anayurdum, ata yurdum, ak yurdum
Bir zamanlar mamur idi, kül şimdi.

Gamlı Baykuş düşe dalmış serhatta
Malkoçoğlum, nice düşmüş her hatta?
Şimdi bahar bir sevdadır Heratta,
Hüzün değdi, gözlerimde sel şimdi.

Hamit Hayal / Gönen / 24.03.2015

Yüce millet vatan biziz, han biziz

Duamıza kapı açsın göklerde
Allah için süngü yiyen döş bizim.
Bir diriliş bekler bizden köklerde
Nizam-ı aleme yüce düş bizim.

Varsın zaman batsın ücra bir yerde
Bir soysuzdan kalmamalı kir yerde.
Hani Âdem, yüce Zişan pir yerde.
Hakikate adanmış her yaş bizim

Ümitlerim eriş artık bir rüşde
Nice hasret saklı kaldı bir düşte.
Hüzün biter, biter bir gün düşüşte
Hüve’l baki yazan kara taş bizim

Allah biliyor ki zor kul diyetim
Hasretim çok derin, sızlıyor etim.
Başına kalbimin değdiği yetim
Fakir sofrasında pişen aş bizim

Medeniyet, kültür, tarih kan biziz
Bir bedene ruhtan giymiş can biziz.
Yüce millet, vatan biziz, han biziz
Hak yolunda öne düşen baş bizim.

Hamit Hayal / Gönen / 23.03.2015

Bana; “Hasretin ne?”; Diye sordular

Yeni bir cihan bu, yeni ordular,
“Son şafak vaktine giriliş” dedim;
Bana; Hasretin ne?“ diye sordular,
Ben; “Bu millet ile diriliş” dedim.

İmanın düştüğü yerde küfr arsız,
Çağlarım zayolmuş, asırlar kârsız;
Neyleyim dünyayı sevgisiz, yarsız,
Küskün gönüllere; “Eriliş” dedim.

Allah kelamından öte ne ilke,
Ehl-i iman ile mamur bir ülke.
Elbet yakışırdı adalet mülke,
“Haklıya hakkınca veriliş” dedim.

Allah’ı bir bilmek, teslimiyet şan,
Secdemden iz olsun alnımda nişan.
Mürşid-i kâmilim Nebiy-i Zişan,
“Yolunda bir mümin görülüş” dedim.

İman bir bağlanış, züht ile akın,
Maziyi hayal et, Allah’a yakın.
Gönlüne bir keder düşmesin sakın,
“Sökülürse farzdır örülüş” dedim.

Bir hakikat değil elbette zahir,
Talih mi ters döndü, küfür mü mahir?
Hangi mümin vardır çekmesin kahir,
“Bir hicrete döner sürülüş” dedim.

Bir muhteşem zaman ile yine ben,
Devletimden ferman diye sine ben,
Ruh ve beden siper ettim dine ben,
“Kader her defter de dürülüş” dedim.

Hamit Hayal / Gönen / 28. 02. 2014

Vatan

Gurbet şafağına ak düşmüş talih,
Hasretle andığım bir yardır vatan;
Bir kader hükmünce yazılmış tarih,
Yeryüzünde cennet diyardır vatan.

Vatan ne dağ taşta görülen zahir,
Sevdayla vuran kalp, sevmekle mahir;
Ne fark eder sürse bin yıllar kahir,
Nice kalpler yakan bir nardır vatan.

Vatan, hasretinden mahrum ve köksüz
Çok şükür, kalmamak cihanda göksüz.
Aşkım, gözünde yaş taşıyan öksüz,
Sarıkamış ta ki zor kardır vatan.

Bir şefkat ocağı, bir ana bağrı,
Her gönül yurduna düşen bir çağrı;
Onsuzluk başka dert, başka bir ağrı.
Namus, şeref, bayrak ve ardır vatan.

Gerçekle aramda yalnız bir perde,
Başkadır bu toprak, dermandır derde.
Cennet düş âlemi, ölüm siperde,
Gözümden akan yaş, pınardır vatan.

Hayat bir arzudur yorgun bakışta,
Ümit her yazında, hasret var kışta
Kucaklar dünyayı kalp her yakışta,
Ebede kök salmış çınardır vatan

Cennet bu toprakta, bende kanaat,
Gönlümde çark döner, işlerken sanat;
Hudutsuz göklerde kuş çırpsın kanat,
Ölüm bile ölür, hep vardır vatan

Hamit Hayal / Gönen / 11.01.2013

Kor alevde bir gül mü var yanınca

Bir adı sonsuzluk olan göklerde,
Şu gülen yıldızlar, güneş, ay bizim.
Aslımız var bizim derin köklerde,
Kalplerin fethinde yüce pay bizim.

Yaşandı en güzel delişmen çağlar,
Asırlar fethettik, baş eğdi dağlar.
Ey bizi bugünden maziye bağlar,
Hak katında en şerefli soy bizim.

Bir aşka adanmak gitmez mi hoşa,
Boşuna kalkmadık, düşmedik boşa.
Emir Haktan gelir, biz koşa koşa,
Merve bizim Safa bizim say bizim.

Gök ekinler başlanınca hasada,
Gam bitiyor, kalmıyor bir tasada.
Yüce Allah hüküm kılmış yasada,
Gözyaşından ırmak bizim, çay bizim.

Gözlerimiz dolar dünü anınca,
Allah’a bir bende olmak şanınca.
Kor alevde bir gül mü var yanınca,
Şaha kalkmışa kızıl atlar, tay bizim.

Ölüm beri, ötesinde yaşayan,
Gönlümüzü dosta kıldık aşiyan.
Yüreğinde ölmez cevher taşıyan,
Ağa bizim, paşa bizim, bey bizim.

Biliyorum, cevap gelir çağrıma,
Yardan ayrı kalmak gider ağrıma.
Bir sitem mi var saplanmış bağrıma,
Hasletimce düğün bizim, toy bizim.

Benliğimce yücel her çağı aşta.
İsmim var okunur, bir bengi taşta.
Gel gör beni Hak yolunda savaşta,
Soyu Oğuz olan yüce boy bizim.

Hamit Hayal / Gönen / 14.06.2014

Ve insan çürümüş, muktedir riya

Nice hatıradan destanlar ördüm,
Her kederde gözden coşan sel ağlar.
Dünyanın bin türlü halini gördüm,
Anladım ki yaran ağlar, el ağlar.

İnsan ki özünde kalmış bir naçar,
Dünyada aşk var mı, kim ümit saçar,
Kim gönül fetheder, kim bir çağ açar,
Bir ağızda garip kalmış dil ağlar.

Bu bağlar bu dağlar, kuşu kurdumu,
Nice atan kalpler vardı, durdu mu?
Özledim ben eski gönül yurdumu,
Şimdi bir virane kalmış il ağlar.

Ne Hak düşer ne Hakkı kurt boğardı.
Şafaklar geç kalmaz, güneş doğardı.
Ağrıyan başımı bacım oğardı,
Zülfünün ucunda şimdi tel ağlar.

Cananların meyli elbet canaydı,
Gönül kudretimiz cennet anaydı.
Sevgi güldü, aşklar Haktan yanaydı,
Mecnun nerde, garip kalmış çöl ağlar.

Varsın dönsün yine bu köhne dünya,
Dün geri gelecek, gördüm bir rüya.
Ve insan çürümüş, muktedir riya,
Sunam çekip gitmiş, şimdi göl ağlar.

Bir zamanlar ceddim, atam sağlarken,
Tarih yazdı, sevincimden ağlarken.
Bugünden yarına ümit bağlarken,
Bir bahara hasret kalmış gül ağlar.

Hamit Hayal / Gönen / 07.06.2014

Oğuzda boyların adıdır Mehmet

Bir tarih yazmaya yetmez mi rüştü,
Ne şanlı çağların adıdır Mehmet.
Kara topraklara bir gül mü düştü,
Devrilen her dağın adıdır Mehmet.

Kader midir, neden eksik olmaz şer,
Nice bir ülküyü ararmış beşer.
Ümidim ol benim, bahtımda yeşer,
Vatandan bağların adıdır Mehmet.

Ümit şafağımın müjdecisi tan,
Zaten alnımıza yazılmış vatan;
Şu kara toprakta sonsuza yatan,
Ebedi sağların adıdır Mehmet.

Allah şahittir ki bizim bu eller,
Hasret türküleri söylesin yeller;
Ayrılık var elbet, coşmaz mı seller,
Vuslata ağların adıdır Mehmet.

Allah’a şahadet ehlince nişan,
Mürşid-i kamildir Nebiy-yi Zişan;
Yetmez mi dünyada aldığımız şan,
En ulu beylerin adıdır Mehmet.

Kaderin hükmüne yürürken başta,
Yazdığın destanlar bir bengi taşta;
Baharını görmüş, en taze yaşta,
Tadılmış toyların adıdır Mehmet.

Allahın emrine itaat zansız,
Türklük tarihinde kalmadı hansız;
Yenilmek zamansız, düşmekte ansız,
Oğuzda boyların adıdır Mehmet.

Hamit Hayal / Gönen / 18.06.2013

Sultan Süleyman’dan sonra yastayım

İnsanın gönlümde coştuğu çağ gel,
Sardı, sarmaladı bunca ah bizi;
Türklüğün yücelip, koştuğu çağ gel,
Bir derin pişmanlık, yakar vah bizi.

Zaman bırakmadı, gün çözdü ahtı,
Felek gönlümüzden devirdi tahtı;
Dönsün istiyorum Türklüğün bahtı,
Ağlatır işlenen her günah bizi.

Kader çizgisine yakın bir yönde,
Asırlar yürüdük, koştuk hep önde;
Yıllar sonra bir gün arkana dön de,
Bir çıkmazda bırakmıştır bah bizi.

Milletim, azamet tavrı takında,
Küfrün diyarına kim var akında?
Belki tüten ocak kalmaz yakında,
Alsın gemisine artık Nuh bizi.

Hangi nefis kaldı, alsın ibreti,
Tatmayan kaldı mı bunca işreti;
Bir ömür beklerken kutsal hicreti,
Artık taşımıyor yorgun ruh bizi.

Tarihten aradık bir nişane, iz,
Ey kader sen bize yeni baştan çiz;
Diriliş beklerken her şafakta biz,
Kâh ağlattı kader, yaktı kâh bizi.

Milletim, ezelin, ebedin çile,
Bir gün hasretlerim gelecek dile;
Engin sevdik, gönül verdikte güle,
Yıldızlar sırt döndü, yaktı mah bizi.

Düşlerde İran da, Necd de, Fas’tayım,
Asırlar geçti ben hâlâ hastayım;
Sultan Süleyman’dan sonra yastayım,
Neden garip koydu ulu şah bizi.

Hamit Hayal / Gönen / 15.05.2013

Rahmet akar gözümüzden, yaş değil

Dünden savursa da asra yel bizi,
Yaşanır mı bir rüyaya dalmadan;
Alır gider bir ummana sel bizi,
Gönül verdik bir karşılık almadan.

Bize tabi kıldı gökler ayını,
Boynumuza astı burçlar yayını;
Nice gönüllerde zafer payını,
Kardeşçe paylaştık, düşman olmadan.

Ömrümüzden geldi geçti asırlar,
Hak taşıdık, sırtımızda nasırlar;
Bir gün çözülürse geç kalmış sırlar,
Mümkün mü insanın gözü dolmadan?

Öne düşer piri fani zatımız,
Her daim eğerli durur atımız;
Bizi bekler gökte yüce katımız,
Nefisler öldürdük, beden ölmeden.

Vatandır kalpteki ağrımız, azan,
Her birimiz elbet bir Salur Kazan;
Bize bu dünyada bir kader yazan,
Dönme dedi maşukunu bulmadan.

Aşkın sultanının bağlarında biz,
Yıldızlara vardık dağlarında biz;
Sevdamızın erken çağlarında biz,
Gülen yüzlerde bir güldük solmadan.

Ayak olduk insanlığa, baş değil,
Öyle sevdik, yüreğimiz taş değil;
Rahmet akar gözümüzden, yaş değil,
Bu dünyada hasretimiz kalmadan.

                      Hamit Hayal

Düşeceğiz yollara, zamanın fethi yakın

Bir zamanlar tarihte ilahi şanla varken,
Kıskanırdı coşkunca akan nehirler bizi;
Toprağı vatan yaptık, talih nişanla varken,
Öptü, bağrına bastı yerde şehirler bizi.

Ezelde Hakla yandık, ebette Hakla yansak,
Düne bağlansa gönül zamanın nur selinden;
Dile gelse de zaman, Hakkı birlikte ansak,
Birlikte tutsak aşkın arşa varan elinden.

Düşmeyen hangi kale var gönlümüzde aşka,
Bilirim kuşatmadan hasretin her rengini;
Yarın ki dünya bile yaşanan dünden başka,
Bulacak sevgililer sevgiliyle dengini.

Tarih denen akışı tatmak var iken düşte,
İşledik insanlığın gönlüne hür nakışlar;
Her çocuk anar bizi ve anneler gülüşle,
Kolay olmadı sönmüş ocakları yakışlar.

Bir ibret aynasına dalıp bakan ela göz,
İnleyen yarasıyla bir melûlce kanarken;
Yüreğinde bir ateş, hâlâ diri yanan öz;
Sanki bir efsaneden alev alır anarken.

Talih döndü tarihte, garip kaldı adımız,
Sanki son secdesinde vuslat etti son hanlar;
Bir damla gözyaşını kucaklarken yâdımız,
Arz edildi ta arşa arzdan kutsal andımız.

Devirdik tek hamlede yere inmez başları,
Kucaklandı, emsalsiz ruhsat ile insanlar;
Bir nura kavuşturduk beden denen taşları,
Artık gönül dilinde buluşltu tüm lisanlar.

Biliyorum dünya da ne varsa hep çürüyor,
Nice düzenler var ki bir hamlede evrildi;
İrademiz dışında kader defter dürüyor,
Kalmadı saltanatlar, bir gün sessiz devrildi.

Ey bahtım; Sen yine de hakikat ile arın,
Ara bul, enginlerde bekler seni bir füsun;
Bu dünya kurulacak yeni baştan ve yarın,
Allahın inayeti yeter, gerekmez efsun.

Bu millet ile yine çekip de hasretle ah,
Tarihi yapmak için şafakta başlar akın;
Yine biziz zamanın beklediği zorlu şah.
Düşeceğiz yollara zamanın fethi yakın,

Hamit Hayal / Gönen / 14.05.2013

Vatan 2

Ocağım tutuşsun, kül olsun bir an,
Yıkılmış, virane bir handır vatan;
Mazlumun cennette gül olduğu an,
Çözülmez bir esrar, nihandır vatan.

Omuzlar üstünde yere düşen baş,
Vatan kara toprak, vatan kara taş;
Vatan kalp ağrımız, gözümüzde yaş,
Asırlar, seneler, bir andır vatan.

Kimi kudret ister, kimi bir asa,
Toprağa düşmekten etmeyiz tasa;
Kim ki kalbi yanar, bürünür yasa,
Allah’a emanet her candır vatan.

Gökler yere inse, yer çökse eğer,
Nice hasretlere bir vatan değer.
Vatan aşka ülkü, yanmakmış meğer,
Türklüğe bir mülk-i cihandır vatan.

Hangi nefis vardır, ebed, ölmeyen,
İçimizde bir yürek var, yılmayan;
Bizi küfre mecbur, mahkûm kılmayan,
Bir olan Allah’a inandır vatan.

Nice nesilleri toprak yiyecek,
Zulüm mantığınca günah giyecek;
Tarih son sözünü bir gün diyecek,
Al bayrak üstünde al kandır vatan.

Hamit Hayal / Gönen / 13.05.2013

Tarihe küskünüm, talih ile küs

Şehitler yurdunda son öksüz gazi,
Tarihe küskünüm, talih ile küs;
Şimdi hatıramda bir yorgun mazi,
Tarihe küskünüm, talih ile küs.

Aç bana göklerin kapısını aç,
Üstünden asırlar geldi geçti, kaç;
Elbette değildi son zafer Mohaç,
Tarihe küskünüm, talih ile küs.

Geçen asırları ibretle anıp,
Bir yandan içimde hasretle yanıp;
Dalarım bir düşe, düşten uyanıp,
Tarihe küskünüm, talih ile küs.

Hükmünü yitirdi artık yarlığım,
Bir hayalden öte nedir varlığım;
Nicedir kesildi taş uygarlığım,
Tarihe küskünüm, talih ile küs.

Sanki bir çocuğun hıçkırık sesi,
Bayram yeni bitti, ya da ertesi;
Yılardır çalınır hicran bestesi,
Tarihe küskünüm, talih ile küs.

Akıncı, efsane artık dillerde,
Huduttan hududa yorgun illerde;
Bülbül hicretinde, solmuş güllerde,
Tarihe küskünüm, talih ile küs.

Hislerime derin hasret katarken,
Vakit geçti, güneş battı batarken;
Toprakta binlerce şehit yatarken,
Tarihe küskünüm, talih ile küs.

Çıkmıyor karşıma illet er gibi
Sanki kara toprak beni yer gibi,
Geçti zamanların, göçtü der gibi,
Tarihe küskünüm, talih ile küs.

Hamit Hayal/Gönen/13.05.2013

Çanakkale

Tarih denen sahnede nice mazlum adına,
Zulmün karşısında dik duruştur Çanakkale.
Yükselen bir bayrağın düşmemek inadına,
Ve son Türk devletini kuruştur Çanakkale.

Bir milletin ebedi hasretine katılan,
Ne erler gördü cihan, hep ileri atılan.
Bu vatan sevdasına sonsuzluğa yatılan,
Kalplerde en korkusuz vuruştur Çanakkale.

Bu dünya neler gördü, acılar tattı densiz,
İnsanlık denen varlık bazen ruhsuz, bedensiz;
Bazen bir hiç uğruna gönül kırdı nedensiz,
İman-küfr arasında yarıştır Çanakkale.

Görülmez bir kibirle; “ben kudretim” diyerek.
Gülmez dünyadan başka bir yer insan yiyerek;
Kahroldu bütün putlar şafakta eriyerek
Tarih, talih ve kader yoruştur Çanakkale.

Dağlar atıldı burada, savruldu nice taşlar,
Kapanırken son perde gönülden göze yaşlar;
Ölüm tattı nefisler, yere indi dik başlar,
Yüce Yaradan ile barıştır Çanakkale.

Türk aşılmaz imanla ömrü rabbine adar,
Ebedi bir sevdadan ilahi aşkı tadar.
Hakikat kapısını açıp ardına kadar,
Cennet denen diyara varıştır Çanakkale.

                             Hamit Hayal

Kutlu millet

Bir ebedi yarışta düşmeyecek var mı, kim,
İnsanlık tarihinde köklerim sırla başlar;
En yüce ülkülerden tarih denen birikim,
Bir Allah’a taatta, düşse eğilmez başlar.

Bir iman kavgamız var, dünden yarına sonsuz,
Biz yalnız O’ndan kuvvet alarak aştık çağlar;
Türk dünyada ayakta kalamaz yalnız O’nsuz,
Bizi Allah’a yalnız Türklük hasleti bağlar.

Biliyorum bu dünya bir değirmen ve elek,
Milletler var olmanın düşünde bir yarışta;
Nice zor zamanlarda düştük, ağlattı felek,
Yinede yüz dönmedik kavgada ve barışta.

Sadet ve şerefiyle bir tek millet var kutlu,
Hakikat kitabında yazılmış var adımız;
Bu yüzden biz ölümü karşılarken hep mutlu,
Doğmak kökten bir talih, ölmek gökte andımız.

Hakka açılan kapı ilk adım var eşikte,
Bizim zaman ve zemin, kâinat ve dünyada.
Bugün adına vatan denilen hür beşikte,
Aslına dönmek denen fethi görüp rüyada.

Biz yine encamında malik olup bir mülke,
Yaşanmış hatıradan dün kalan kutlu millet;
Muktedir devirlerden şimdi kutsal bir ülke,
Hak ve hakikatiyle şan alan kutlu millet.

Hamit Hayal

Bayrağım

Bin yıllık hatırayla tarihim denen kökte,
Var olma kavgamızdan kalan bir şan bayrağım;
Arzdan arş’a kapılar açıp ta mavi gökte,
Çağlar üstü çağlara menzil aşan bayrağım.

Hakkı arayan gönül, destan bengi taşlarda,
“Düşmeyecek ebedi” der gözde ki yaşlarda;
Kuvvet ve kudretimden bir gölge ki başlarda,
Yenilmez bir imanla kalpten taşan bayrağım.

Yaşama sevincimle dost al ve ak renklerde,
Nice mazlum adına vuruşurken cenklerde;
Bize kader yazılmış, gönlüm var ahenklerde,
Yücelen bir talih ol, aşkla yaşan bayrağım.

Ay’ı avuçlar gökten, yıldızlara son sefer,
Kan rengi şafaklarda şaha kalkmış ya nefer;
Bahtımdır arz’a dikmek, kaderimdir her zafer,
Medeniyet nuruna doğru koşan bayrağım.

Bir düğünde gelinlik, şehidimde örtü, pak,
Ebedi bir müjdeyi gökten yere vermiş Hak;
Tarih denen zamanda başım dik ve yüzüm ak,
Tarih ve talihime sonsuz nişan bayrağım.

                                             Hamit Hayal

Nerede?

Anladım düşermiş eğilmez başlar
Bu dünyaya sığmaz canlar nerede?
Söyleyin duvarlar, söyleyin taşlar,
Peygamber muhibbi hanlar nerede?

Şimdi bakıyorum viran saraya,
Bir çare var mı bu eski yaraya?
Ne zamanlar girmiş dünle araya.
Asırlar, seneler, anlar nerede?

Yurdunu bırakıp göçeden atlar,
Düzen bırakmadı, bozuldu tatlar;
Aksakallı, pir-i fani son zatlar,
Kaldı mı derdi mi anlar, nerede?

Yurdu için ölen kalpte mah imiş,
Koçyiğidin her biri bir şah imiş;
İnsan muradetse kader bah imiş,
Destanlarda yazan sanlar nerede?

Alnımın ateşi ne zaman söner?
Kim diyorsa göçen geriye döner,
Kalbim tefekkür et, ey dilim öner,
Şafak mı gecikti, tanlar nerede?

Zamanın abide, anıt ve büstü,
Ecdadın zaferi bir eski süstü;
Perdeler indi bu son akşamüstü,
Dilden dile düşen şanlar nerede?

                       Hamit Hayal

İbret aynasında

İbret aynasında andım tarihi,
Zaferle dolu her anımız bizim.
Yıllardır dönmeyen makus talihi,
Döndürmeye hazır canımız bizim.

O eski düzenler nasıl kurulur,
Kimi şaha kalkar, kimi vurulur,
Zaman nerde akar, nasıl durulur,
Yıkılmış, virane hanımız bizim.

Bir zamanlar doludizgin akında,
Uzak mesafeler her gün yakında.
Kılıçlar paslanmış şimdi bir kında,
Yeniden yazılsın şanımız bizim.

Verilmiş vaatler, alınmış sözler,
Yarına dalması gereken gözler;
Bugünü değil de, hep dünü özler.
Dökülmeye hazır kanımız bizim?

Kırılacak elbet bir gün inatlar,
Anka’dan alınmış sanki kanatlar;
Mohaç’tan Umman’a yüce sanatlar,
Resul-i Zişan'dır hanımız bizim.

Şafak sökmesine saatler kala,
Padişah secde de, kıyamda lala.
Serhat boylarında yine dört nala,
Sarılsın ön, arka, yanımız bizim.

                     Hamit Hayal

Bir millet…

Allah’ı zikreder, gözünde yaşla,
Derin bir imanla bitmeyen taat;
Bir millet düşünün secde de başla,
Dün asırlar geçti, bugün kaç saat?

Gazada bir ömür, cihat’ta çağlar,
Dönülmez bir iman Allah’a bağlar.
Resul-i Zişan’ın züht’ünce ağlar,
Çilesi meşk idi, şimdi sefahat.

Rahmandır rahmeti veren ve alan,
Çürümüş bu düzen, nicedir yalan;
Ne kendine zulmet, ne de oyalan,
Hani hükümranlık, nerde şecaat?

Bir millet düşünün düne umursuz,
Mukaddes sürünür, imanı sursuz.
Bir millet düşünün bugünü nursuz,
Arş’ta hak ziyandır, arz’da fecaat.

Bir millet düşünün kendine esir,
Basiret bağlanmış, etmiyor tesir.
Muhteşem mazisi sonsuz bir nesir,
Yenilmez kader mi zulme itaat?

Bir millet düşünün gözyaşı dökmüş,
Bir millet düşünün Rabbe diz çökmüş.
Bir millet düşünün şafağı sökmüş,
Resul-i Zişan’dan almış şefaat.

Allah’ı zikreder, gözünde yaşla,
Derin bir imanla bitmeyen taat;
Bir millet düşünün secde de başla,
Dün asırlar geçti, bugün kaç saat?

                       Hamit Hayal

Tarihim

Sordum “ Gülecek mi yine talihim”
“ Muhteşem yaşanan o anlar” diyor.
Hangi sayfasını açsam tarihim,
“Boşa mı döküldü bu kanlar” diyor.


İman kudretiyle yoğrulmuş, bedi,
Hak ile dostluğum benim ebedi.
“Yeter ki çökmesin gönül mabedi,
Allah’a adanır ne canlar” diyor.

“Perdeler açmaya varsa talibi,
Küfür zelil olur, iman galibi.
Baş eğsin, tabi kıl hükme salibi,
Susar ebediyen bu çanlar” diyor.

“Bir şafak düşünde geçen ömür az,
Kışın arkasından bahar, sonra yaz.
Kalp iman ettiyse ve diller niyaz,
Allah’ın indide ak hanlar” diyor.

Kudretin sahibi yüce Allah bir,
Resul-i zişandan öte var mı pir?
Cihat meydanına yeni baştan gir,
Gökten yere iner ne şanlar” diyor.

“Bu millet vahdete adanmış nefer.
Ferman mı bekliyor, fetva mı sefer?
Kim vardır hüsranda, kim tadar zafer,
Kurandan bir hüküm nişanlar” diyor.

                        Hamit Hayal

Padişah secdede

Viyana üstüne yeni bir sefer,
Taçlansın asrımız, anımız bizim.
Kalmasın nizama girmedik nefer,
Allaha adanmış canımız bizim.

Bu hangi çağ demem, bu zemin nere,
Cennet yakışmaz mı müminden ere?
Atamın cihan da gittiği yere,
Bir bayrak dikermiş şanımız bizim.

Cihan devlet ister, bekler günümüz,
Gaza da, cihat ta geçti dünümüz.
Garp ta tarih yazdık, şark ta ünümüz,
Sultan Süleyman’dır hanımız bizim.

Asrı zayi olan “ettim” der mi kâr,
Küfür beyan olmuş, ayandır inkâr.
Ferman et katınca, öne düş hünkâr,
Zafer için aksın kanımız bizim.

Zafere “el aç” der, ökten isteriz,
Özenir, şan, şeref kökten isteriz.
Yerden niyaz eder, gökten isteriz,
Vatandır, gül açar ban’ımız bizim.

Şafak sökmesine saatler kala,
Padişah secde de, kıyam da lala.
Serhat boylarında yine dört nala,
Sarılsın ön, arka, yanımız bizim.

                  Hamit Hayal

Habur şafağında

                          Anadoluyu vatan yapanlara…

Habur şafağında nur, yıldızlar katar, katar,
Bütün ihtişamıyla haburdan doğar, batar;
Verilen en son emre itaat ile Türk tabur,
Şaha kalkmış yürekte yarından emin atar.

Bir ebedi bağlanış varlığına andında.
Karlı dağlarla kardeş, vatan ile yandında;
Verilen en son emre taat ile Türk tabur,
Belki arş’ın kapısı, bir anka kanadında.

Yıldız yıldız akarken ufkun ötesi Irak,
Belki bir kirli mayın, bir kurşun belki firak;
Verilen en son emre vaat ile Türk tabur,
Dağlarda binbir yılan kuyruğunda çıngırak.

Vatan elbet hürriyet toprağında, taşında
Bayraklar dalgalanır eğilmez dağ başında;
Verilen en son emre saat ile Türk tabur,
Varlığın bekasına şimdi zor savaşında.

Şafağında akarken Habur son savaş değil,
Bir yıldız kayışında, son sürat, yavaş değil;
Verilen en son emre naat ile Türk tabur,
Varlığım armağandır, yalnız kuru baş değil

                                Hamit Hayal

Çağlar bekliyor

Ey rabbin muazzez kıldığı millet,
Şahlan, aşılacak dağlar bekliyor.
Bu zamandan öte nice zaman var,
Belki şaşılacak çağlar bekliyor.

Çözülmüş bağlanış, tükenmiş yaşam,
Basra harap olmuş, hüzne dalmış Şam.
Nerede o mazi denen ihtişam,
Gülü solmuş, viran bağlar bekliyor.

Anlıyor ki insan gönül verince,
Bin yıllık hasretten daha derince;
Bir diriliş, yeni baştan erince,
Ölen ölmüş, kalan sağlar bekliyor.

Ne mazi derinde, ne ati ırak,
İbretler alınsın nişane bırak.
Ey ustam, hayata başlayan çırak,
Vatan örülecek ağlar bekliyor.

Bu millet tarihte koşup en başta,
Var olma aşkıyla doldu her yaşta.
Nerede yenildik, hangi savaşta,
Kör talih güler mi, ağlar bekliyor.

                       Hamit hayal

Türkler

Bükülmez bileğin, eğilmez başla,
Allah’ın adıyla durulan millet.
Gözün ırmağında bir engin yaşla,
Arşın gölgesine kurulan millet.

Yenilmez iraden, ismin ile denk,
Allah rızasına adanmış her cenk.
Ayrılıklar gördün, acılar renk, renk,
Elbet “kader” deyip burulan millet.

Kudretin bağlanış, varlığın iman,
Rabbin katındadır verdiğin aman,
Mekânlar biliyor, şahittir zaman,
Sadece sevmekten yorulan millet.

Müjde şafağında nöbette erin,
Yeniden “yürü” der sahibi yerin;
Kirlenmiş insanlık, çıkmazlar derin,
Nicedir beklenen, sorulan millet.

Engin hatıralar, bunca köklü şan,
Dilerim ey mazi yeniden yaşan.
Çağların içinde zor dağlar aşan,
Zamanda yarına kurulan millet.

                      Hamit Hayal

Padişahım

Osmanlı Yenilmiş, düşmüş son akın,
Cihanı kuşatmış kir padişahım;
Belki emel uzak, ümit var yakın,
Yeniden Budin’e gir padişahım.

Arabistan çökmüş, Kafkaslar hasta,
Rumeli perişan, Balkanlar yasta;
Yeni bir ferman yaz, bir mühür basta,
Emrine amade mir padişahım.

Arşidük’te gurur, kibirlenmiş çar,
Cihanda şah idik, şimdi bir naçar;
Şüphesiz yaradan bir kapı açar,
Bu millet, bu ümmet bir padişahım.

Ocaklı, tımarlı, zülüf ehliler,
Akıncı şahlanmış, coşmuş deliler;
Ak sakallı pir-i fani veliler,
Hakikat ehlinden şir padişahım.

Tuna boylarında gül deste, deste,
Bülbülün çilesi hicrandan beste;
Şafakta sefer var, kulağım seste,
Bir daha şaşmasın tir padişahım.

Düşüşe nihayet, kalkmak ahtımız,
İnsanı tacetsek, iman tahtımız;
İstersek yeniden güler bahtımız,
Çözülsün artık bu sır padişahım

Bu ızdırap yoktur gürz yarasında,
Bunaldık geceyle gün arasında;
Osmanlı var dünün hatırasında,
Şu makus talihi kır padişahım.

Bir zaman kuvette, kudrette izam,
İmanım eksilmiş, eğrilmiş hizam,
Senden başka yoktur verecek nizam,
Çevremde günahtan sur padişahım.

Ehl-i iman millet, secde de bir han,
Nur ile kurulmuş yeni bir cihan;
Hakikat şah olsun, çözülsün nihan,
Resul-i Zişan’dır pir padişahım.

                      Hamit Hayal

Şehitler

Hakikat yurduna hicret deminde,
Nöbet bitmiş, silah çatmış şehitler;
İnandım yaradan Rabbin katında,
Hüsran bilmeyecek zatmış şehitler.

Bu fani alemin yunup kirinden,
Nihayet Allah’a erme fikrinden;
Arşın kapısında vuslat zikrinden,
Kalbinden korkuyu atmış şehitler.

Ölümü yenerken kutsal cenginde,
Asil ve yüce kan kudret denginde;
Bayrağa renk vermiş kızıl renginde,
Ömrünü vatana katmış şehitler.

Şehitler şanından ebet mirliğim,
Düzenim kurulu, çökmez dirliğim;
Bugün varsa bir çözülmez birliğim,
Vatan için ölüm tatmış şehitler.

Hakikat sırrının arif gülleri,
Dilim nasıl etsin tarif gülleri;
Cennet bahçesinin zarif gülleri,
Ufkumda bir güneş batmış şehitler.

Elbet zordur ayrılığın yakışı,
Vatan sevdamızın engin nakışı;
Bir sitem olsa da gözün akışı,
Kalbimde sonsuza yatmış şehitler.

                                Hamit Hayal

Şahlan milletim

Gecenin şafağından yeni bir nura doğru,
Artık sabah olmada kalk ve şahlan milletim;
Zaman akıp gitmede belki de sura doğru,
Yürüyen yol almada, kalk ve şahlan milletim.

Zamanı halden hale yaşayıp, evirmeye,
Çağlar var aşılacak, dağları devirmeye;
Zulüm beklerken bizi kuşatıp, çevirmeye,
Gül çocuklar solmada, kalk ve şahlan milletim.

Uzun, ince yollarda pusu kurmuş yılana,
Meyletme, gönül verme hakkı esir alana,
Gurbet bedende kalsın, dön ruh denen sılana,
Gönül efkâr dolmada, kalk ve şahlan milletim.

Küfrün tohumlarını yeşertmeden kefere,
Rabbin yücelen adı ilham olsun nefere;
Nizam-ı alem için belki bu son sefere,
Kervan geri kalmada, kalk ve şahlan milletim.

Şaştın, sindin ve döndün, sığın yüce Fatır’a,
Küfrü yenmiş zaferler dünden kalsın hatıra;
Tarih denen kitapta işlenmiş her satıra,
Arayanlar bulmada, kalk ve şahlan milletim.

Yalnız Allah’a meftun, Zat-ı Zişan’dan lehli,
Nerede hakikat var, bulmak imanda ehli;
Çürüyüp, çözülürken zaman yüceltip cehli,
Üstümüze salmada, kalk ve şahlan milletim.

Kim görürse gafildir, değiliz ki cüce biz,
Rabbin ulu katında makbulce ve yüce biz;
Yalnızca baş eğeriz Allah denen güce biz,
Gün geceye dalmada, kalk ve şahlan milletim.

                                      Hamit Hayal

Yastayım hanım

Diriliş denilen o son seferde,
Talihim ters döndü, yastayım hanım.
Yere düştü son imanlı neferde,
Son ışıklar söndü, yastayım hanım.

Hesapta zor eski günün dökümü,
Rahmet kuşatmıyor artık gökümü.
Aslımı keşfettim, buldum kökümü,
Yerimiz hep öndü, yastayım hanım.

Çağlar geçti ta derinden “ah” edip,
Bu milleti yeni baştan şah edip,
Gün görmedik zaferleri bah edip,
Fırtınalar dindi yastayım hanım.

Şimdi bize uzak nice yakınlar,
Kılıçlar paslandı, çözüldü kınlar.
Artık hudutlardan aşmaz akınlar,
Öze hasret sindi, yastayım hanım.

O eski illeri basarken yağı,
Hanımın muhteşem kıldığı çağı;
Kaybettik kalmadı bir gönül bağı,
Bize garip dendi, yastayım hanım.

Bir vatan, bir bayrak, ilahi dinle,
Düşlerim dolardı nazlı Budin’le.
Bu dinmez hasrete kulak ver, dinle,
Küffar bizi yendi, yastayım hanım.

Bir aşkımız vardı engin ve ulya,
Bu bir hayal desem, ya da bir rüya;
Yenildik, küçüldü koskoca dünya,
Gökten bayrak indi, yastayım hanım.

                              Hamit Hayal

Yasta Filistin

Ulu hakan Abdülhamit Han gitti,
Nicedir perişan, hasta Filistin.
Dostun gölgesinde bir rüya bitti,
Mazluma bin nişan, yasta Filistin.

Gönül gözü açık nice kalpte fer,
Yüce Salahaddin ne zaman sefer?
Kuşanmış bekliyor, yüz binler nefer.
Yeniden uyansın sarsta Filistin.

Kisralar tükenmez, firavunlar hiç,
Nesiller türemiş, peyda olmuş piç.
Kopulmuş asıldan, çürümüş ya iç,
On yıllar muhtaçtır dosta Filistin

İşte zamanıdır belli olsun hak.
Çeçenistan düşmüş, ağlıyor Irak.
Kimin yüzünde nur, kimin alnı ak,
Tükenmiş Pakistan, Fas’ta Filistin.

Bugün Filistin de Müslüman mülke,
Zalim hükmetse de düşmez bu ülke.
Nerede insanlık, hak, hukuk, ilke,
Türkler sessiz, suskun Fars’ta Filistin.

Anladım şah olmuş bunca simanın,
Özünde körelmiş aşkı imanın.
Adı İslam olan sonsuz limanın,
Rahmeti çaredir kast’a Filistin.

İmandan bir sine ve setiyle biz,
Bir cenkte ruhumuz ve etiyle biz;
Yavuzun muhteşem heybetiyle biz,
Mü’miniz, kardeşiz nas’ta Filistin.

                        Hamit Hayal

Yastayım Hanım

Yere düştü son imanlı neferde,
Gözüm nuru söndü, yastayım hanım.
Diriliş denilen o son seferde,
Talihim ters döndü yastayım hanım.

Hesapta zor eski günün dökümü,
Rahmet kuşatmıyor artık gökümü.
Aslımı keşfettim, buldum kökümü,
Yerimiz hep öndü, yastayım hanım.

Çağlar geçti ta derinden “ah” edip,
Bu milleti yeni baştan şah edip;
Gün görmedik zaferleri bah edip,
Fırtınalar dindi yastayım hanım.

Şimdi bize uzak nice yakınlar,
Kılıçlar paslandı, çözüldü kınlar.
Artık hudutlardan aşmaz akınlar,
Öze hasret sindi, yastayım hanım.

O eski illeri basarken yağı,
Hanımın muhteşem kıldığı çağı;
Kaybettik kalmadı bir gönül bağı,
Bize garip dendi, yastayım hanım.

Bir vatan, bir bayrak, ilahi dinle,
Düşlerim dolardı nazlı Budin’le.
Bu dinmez hasrete kulak ver, dinle,
Küffar bizi yendi, yastayım hanım.

Bir aşkımız vardı engin ve ulya,
Bu bir hayal desem, ya da bir rüya;
Çözüldük, küçüldü koskoca dünya,
Gökten bayrak indi, yastayım hanım.

                               Hamit Hayal

Padişahım

Osmanlı yenilmiş, düşmüş son akın,
Cihanı kuşatmış kir padişahım;
Belki emel uzak, ümit var yakın,
Yeniden Budin’e gir padişahım.

Arabistan çökmüş, Kafkaslar hasta,
Rumeli perişan, Balkanlar yasta;
Yeni bir ferman yaz, bir mühür basta,
Emrine amade mir padişahım.

Arşidük’te gurur, kibirlenmiş çar,
Cihanda şah idik, şimdi bir naçar;
Şüphesiz yaradan bir kapı açar,
Bu millet, bu ümmet bir padişahım.

Ocaklı, tımarlı, zülüf ehliler,
Akıncı şahlanmış, coşmuş deliler;
Ak sakallı pir-i fani veliler,
Hakikat ehlinden şir padişahım.

Tuna boylarında gül deste, deste,
Bülbülün çilesi hicrandan beste;
Şafakta sefer var, kulağım seste,
Bir daha şaşmasın tir padişahım.

Düşüşe nihayet, kalkmak ahtımız,
İnsanı tacetsek, iman tahtımız;
İstersek yeniden güler bahtımız,
Çözülsün artık bu sır padişahım

Bu ızdırap yoktur gürz yarasında,
Bunaldık geceyle gün arasında;
Osmanlı var dünün hatırasında,
Şu makus talihi kır padişahım.

Bir zaman kuvette, kudrette izam,
İmanım eksilmiş, eğrilmiş hizam;

Senden başka yoktur verecek nizam,
Çevremde günahtan sur padişahım.

Ehl-i iman millet, secde de bir han,
Nur ile kurulmuş yeni bir cihan;
Hakikat şah olsun, çözülsün nihan,
Resul-i Zişan’dır pir padişahım.

                                      Hamit Hayal, Gönen:08.03.2008

Search
Advertisement
Uyarı
Yayınlanan yazıların tüm hakları 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre Hamit Hayal’e aittir.Alıntı yapılan yazı, alıntı yapılan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir
Yazılarımızın bir kısmına Facebook sayfamızdan da ulaşabilirsiniz
Sayfalar
Son Yazılar
Slideshow
Gallery
1974 1975 4_0 3_0 2_0 6
memurlar.net
Tarihte Bugün

Tarihte Bugün v.8.0
NewStatPress
Visits today: _
UserOnline
1 User Browsing This Page.
Users: 1 Guest
Flash MP3 Player

Here is the Music Player. You need to installl flash player to show this cool thing!

Arşivler
Son Yorumlar