Sen kaderimde yazı, aşkta bana hükümsün

Acıların diyarı, güllerin hep solduğu,
Derin izler bırakır akıp giden her nehir.
Yorgun sokaklarında gözlerimin dolduğu,
Seni alıp vermeyen düşten uzak bu şehir.

Tutunacak bir dalı ararken insan ağlar,
Çilenin, ızdırabın dönülmez yurdu nisyan.
Uzun, ince yolları belki bir kader bağlar,
İçimde bir kırgınlık, yüreğimde bir isyan.

Seni sevdim seveli hâlâ tutulu nutkum,
Her melalin inletip, yaktığı kalbim kırık.
Hasretim yaşadıkça, yaşayacak aşk tutkum,
Her aşkta bir hikâye, her sonda bir hıçkırık.

İnsan denen meçhulü aşka kader bağlarda,
Kerem’i Aslı yaktı, Mecnun çöle yenilmiş.
Gönül yokuşlarımın zirvesi gök dağlarda,
Kime sordumsa seni, ayrılık var denilmiş.

Erken çalmada aşkın kapısını kara kış.
Nice sevgili vardır gözleri sanki kömür,
Bırak içimde kalsın onulmaz bir yara kış.
İnan boşa gitmedi sana verdiğim ömür,

Bir eski sevgiliden geri kalan yüzün mü,
Çözülmez bir esrarın çözülmez kördüğümü;
Senin bana verdiğin dünyada tek hüzün mü,
Acılardan uzak kal, sen görme gördüğümü.

Ne kalacak geriye aşktan yıkınca kader,
Hasretim yaşadıkça kim varlıkta, kim yokta?
Bitecek bu ayrılık, bir gün bıkınca kader,
Ömrün son mevsimine konacak ya son nokta.

Niceleri göç etti, gitmek sırası ben de,
Yıldızlar kadar uzak aşkta beşinci mevsim.
Ölüm zaten yüreğin vurgun yediği demde,
Hayal desem yetmiyor, aşkın yalnız bir resim.

Acılar denizinde sevdam yara sararken,
Yorgun kanatlarına ömrün değermiş felek.
Güz düşmüş rüyalarda gönül aşkı ararken,
Boynumu bir vefasız güle eğermiş felek

Yeniden izin ver de içimde uyansın aşk,
Hangi yol var dağlara vurmadan uzanır düz.
Kül olmuş ocakların alevinde yansın aşk.
Ne verecek bir sevgi, ne de gülecek bir yüz,

Gülen yüzün merhemdir bir yaraya sürülen,
Sevgisizse gönüller, yalancıysa diller zor.
Kaderin her hükmünde bir defter var dürülen,
Bilmiyorsan sevdiğim aşkın şehri nerde sor.

Hatıraların tadı belki bir yerde düşler,
Neden mahkûm oluruz mazide kalan düne?
Saklanmış rüyalarda hüküm giyerde düşler,
Sen aklıma geldikçe gölgeler düşer güne.

Sen denen şey ebedi zaten benim içimde,
Ben ömrümü armağan ederdim bil ki aşka.
Sevgin hiç tükenmese, olsa sonsuz biçimde,
Ne varsa bir yalandır kalbimde senden başka.

Ben seni hiç bilmezken başımda yoktu aklar,
Seninse rüzgârlarda savrulmada saçların.
Sevda hikâyemizi kader mahşere saklar,
Sen yoksan bu dünyada ne hükmü var taçların.

Ben seni karşılarım can evim yapılarda,
Yaşama sevincini al, hasretten bık ta gel.
Artık ölmeye yatmış gül kokar kapılarda,
Görünmez duvarların arkasından çık ta gel.

Neresi olacaksa bilmiyorum son durak,
Aşkın hazan mevsimi çökünce bir gecede.
Hayat bazen bir çöle benzer, susuz ve kurak,
Seni anlatmak ne zor bir cümle, bir hecede.

Anladın mı gidenin bir gelmez olduğunu,
İşte ben böyle oldum, yüz gülerken, ağlar iç.
Sevmeyen nerden bilsin gözlerin dolduğunu,
Sen de köprüler yakmak zorunda kaldın mı hiç?

Aşkın hakikatine kaç kişi var dokunmuş,
Ağlamak aşkta dünü defterden silmek gibi.
Kaç mektup var yazılıp, gözyaşıyla okunmuş,
Yaşamak bu dünyada seni var bilmek gibi.

Mektuplarında yazar aşkın sonu bir hüzün,
Ak düşen saçlarından kaldırıma düşen gül,
Bilmiyorum, belkide artık solmuştur yüzün,
Ben bu yüzden adını koymadım zaten Şengül.

Biliyorsun değil mi, hülyan boş, yenik düşün,
Yüreğinde nefretten kaynıyor mu bir kazan?
Neden erken güz düştü, yaz neden kısa düşün,
Seni sevdim seveli galip hep aşkı yazan.

Bütün değerlerimi alt üst eden gözlerin,
Hüzün şarkılarında çözülmez bir kördüğüm.
Neden ağlattı beni, söyle neden gözlerin,
Beni hep ağlatacak ben bu aşkta gördüğüm.

Ne yüzüme gün vurdun, ne kapı araladın,
Bir gülüşün kalbince aziz emek demektir.
Kaç şiir yazdın söyle, kaç mektup karaladın,
Bilmiyorsun ki bende aşk hep sevmek demektir.

Nereye gidersen git, her kaçışın seninle,
Çık artık arkasından kaybolduğun sislerin.
Ne var yüzünde sevgi, cemal mi her saçtığın,
Biliyorum senin de artık yorgun hislerin.

Bir yangın var özünde dudağın kuruyorsa,
Nereye gidersen git, karşılayacak kendin.
Sol yanında bir yürek durmadan vuruyorsa,
Anlamalıyım seni, hem yoksun hem tükendin.

Gel sen benim içimde semavi öze dal bak,
Bir seni bulacaksın, tükendim ve yükümsün.
Hakikat perdesinden gönlümde göze dal bak,
Sen kaderimde yazı, aşkta bana hükümsün.

Düşe kalka bedenim bir ruhumu taşıyor,
Sen ebedi sevdiğim insansın, özlediğim
Sevgin ben de aslını yitirmedi, yaşıyor,
Senden başka kim kaldı yolunu gözlediğim?

Ayrılık neden vardır, hasretin hep yoracak,
Görmezden gelemedim, kolay değil hiçlenmek.
Mecnunum desem Kerem kimliğimi soracak,
Bana senden bir miras her yangın bir içlenmek.

Nasıl tarif edeyim, bir özel mevsimiydi,
Baharlar hayal oldu, göç etti gitti yazlar.
Aşkın benim ömrümün en güzel mevsimiydi,
Yalnız ayrılık çalsın bundan sonra hep sazlar.

Hamit Hayal / Gönen / 13.11.2013

Leave a Reply

*

Search
Advertisement
Uyarı
Yayınlanan yazıların tüm hakları 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre Hamit Hayal’e aittir.Alıntı yapılan yazı, alıntı yapılan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir
Yazılarımızın bir kısmına Facebook sayfamızdan da ulaşabilirsiniz
Sayfalar
Son Yazılar
Slideshow
Gallery
1974 1975 4_0 3_0 2_0 6
memurlar.net
Tarihte Bugün

Tarihte Bugün v.8.0
NewStatPress
Visits today: _
UserOnline
1 User Browsing This Page.
Users: 1 Guest
Arşivler
Son Yorumlar