Seninde saçlarına kar yağdı biliyorum

Ayrılığı anlatıp, acıyı tarif et sen,
Güllerin yarasında kanayan iz kalmasın.
Ağlatmayı bilmişsin dünyada marifet sen,
Çöz artık nihanını, özünde giz kalmasın.

Aşkını anlatmaya bir avuç kelam yeter.
Sevda vatanım benim senden uzak bir bölge;
Hüzün mektuplarında ettiğin selam yeter,
Git artık git istersen, kalma içimde gölge.

Sen başka âlemlerin hiç solmayan gülüsün,
Ben gönlünden sökerek attığın kuru köküm.
Yüzünde bir maske var, belki aşkın külüsün,
Benim dağlarım yıkık, başıma çöktü göküm.

Hicran gecelerinde aktı gitti gözyaşım,
Yalnızları oynadım ben belki beni değil.
Hasret hecelerinde artık bitti gözyaşım,
Beni görmek istersen, solmuş bir güle eğil.

Hicran tatmış bahtların bir karalı kızısın,
Bir tanesin âlemde, anla senden yok başka.
Vurgun yemiş gönlümün bir yaralı kızısın,
Bilirmisin, anladım senin aşkın çok başka.

İçimdeki gurbette sordum seni ellerden,
Çoğunca hayalimde hep erişilmez kaldın.
İsmini bir fısıltı duyardım da yellerden,
Zihnimde sevdiğimi neden bir bilmez kaldın?

Seninde saçlarına kar yağdı biliyorum,
Kırılmış aynalarda sitem dolu gözlemin.
Ey benim kader aşkım, ben seni diliyorum,
Bilmiyorum ki hâlâ var mıdır bir özlemin.

Ben hicranımı derim, elimde kalem yazar,
Ayrılık yıllarımdan kalma ne hoş mektuplar.
Sevgilim yüreğimden bir umman, âlem yazar.
Her biri keder dolu, çoğunca boş mektuplar.

Her çiçeğin baharda açmak ümidi vardır,
Yüreğime kurşunu sıkan yine ben kendim.
Benim bir tek hayalim erilemez bir yardır,
Seni hayal ederek, en sonunda tükendim.

Ateşin kül ettiği bir ocaktan çıkmışım,
Hakikatin dilinde sevdam belki bir nesir.
Artık tutmaz ellerim, yaşamaktan bıkmışım,
Yüreğimde bir zincir, gönlüm sevdanda esir.

Sensizliğin ucuna bir sensizlik eklerken,
Sordular, “Derdin nedir, neden böylesin âşık?
Tükenmez bir gecede son sabahı beklerken,
Bırak senin derdini Mecnun söylesin âşık.”

Şair oldum şimdi ben, şiir yazarım aşka,
Varsa ilham kapını bırak bana aralı.
Anıları bıraktım, sildim ne varsa başka,
Sığındığım limanda bekliyorum yaralı.

Elleri ellerimden kayıp giden yıldızım,
Hasretle büyüttüğüm gülleri suluyorum.
Yüzümden düştü maske, döküldü her yaldızım,
Düşlerimde ağlarken hep seni buluyorum.

Gurbet akşamlarının yeşerir bir gün dalı,
Sen yine yollarına düş ve aşkını savun.
Geç kalmış baharlarda tadarsın aşktan alı,
Kirlenmemiş bir gönül ve özleminle avun.

İsterim yine gül sen, ve mutlu olda içten,
Bir kor misali yakan acılar benim olsun.
Kes ümidi sevgilim benim gibi bir hiçten,
Bırak gözünden akan acılar benim olsun.

Biliyorum acıdır her ayrılık, her veda,
Ezeli bir öyküden ebede verdim nişan.
Son yol ayrımındayım, kaderi ettim eda,
Ben gölgenin gücüyüm, sen yücelerden al şan.

Geriye dönmek mümkün olsaydı ben kanatla,
Ta Arş’ın kapısına varıp niyaz ederdim;
Yine sana koşardım aşk denen bir sanatla,
Sana bir bahar verir, ömrünü yaz ederdim.

Sen ve ben ta mazide kalmış aşkın özüyüz,
Dağlar benim sırtımda, sen aşkın gülen yüzü.
Sen ve ben bir sevdanın hayal kalmış sözüyüz,
Sen bahara hasretsin, ben çoktan aştım güzü.

Hamit Hayal / Gönen / 06.11.2013

Leave a Reply

*

Search
Advertisement
Uyarı
Yayınlanan yazıların tüm hakları 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre Hamit Hayal’e aittir.Alıntı yapılan yazı, alıntı yapılan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir
Yazılarımızın bir kısmına Facebook sayfamızdan da ulaşabilirsiniz
Sayfalar
Son Yazılar
Slideshow
Gallery
1974 1975 4_0 3_0 2_0 6
memurlar.net
Tarihte Bugün

Tarihte Bugün v.8.0
NewStatPress
Visits today: _
UserOnline
1 User Browsing This Page.
Users: 1 Guest
Arşivler
Son Yorumlar